Grifon Capital Yönetim Kurulu Başkanı Tuğra Gönden, “Yatırım Notları” başlıklı analizinde, 2026 itibarıyla hızlanan küresel jeo-ekonomik dönüşümün Türkiye’nin stratejik önemini yeniden tanımladığını vurguladı. Deniz ticaret yollarında yaşanan aksaklıklar, yükselen navlun maliyetleri ve küresel tedarik zincirindeki kırılmaların sermaye akışını Orta Koridor’a yönlendirdiğini belirten Gönden, Türkiye’nin bu süreçte enerji ve lojistik altyapısıyla öne çıktığını ifade etti.
Gönden’e göre Türkiye artık yalnızca Avrupa ile Asya arasında bir bağlantı noktası değil, enerji, veri ve ticaret akışlarını yöneten merkezi bir terminal haline geliyor. Mart 2026’da İstanbul’da gerçekleştirilen ve küresel yatırım çevrelerinin yakından takip ettiği zirvenin, uluslararası sermayenin Türkiye’ye yönelik ilgisini güçlendirdiğini belirten Gönden, Anadolu’nun karasal bağlantılar açısından yeni ekonomik mimaride kritik rol üstlendiğini kaydetti.
Analizde öne çıkan başlıklardan biri de Irak-Türkiye Kalkınma Yolu Projesi oldu. Yaklaşık 17 milyar dolarlık yatırım büyüklüğüne sahip projenin, Basra’daki Büyük Faw Limanı ile Türkiye sınırı arasında 1.200 kilometrelik demiryolu ve otoyol hattını kapsadığı belirtildi.
Gönden, söz konusu hattın Süveyş Kanalı’na alternatif bir ticaret koridoru oluşturduğunu ifade ederek, mevcut deniz taşımacılığında 35 ila 45 güne ulaşan transit sürelerinin bu hat sayesinde 25 günün altına inebileceğine dikkat çekti.
Bu dönüşümün özellikle Güney Anadolu hattında yer alan sanayi arazileri ve lojistik bölgelerde ciddi değer artışlarını beraberinde getirebileceği değerlendiriliyor.
Türkiye’nin enerji alanındaki konumunun da hızla değiştiğini belirten Gönden, çok yönlü boru hattı stratejisinin ülkeyi bölgesel enerji merkezine dönüştürdüğünü ifade etti.
Kerkük-Ceyhan hattındaki modernizasyon çalışmalarının hız kazandığını belirten Gönden, Bakü-Tiflis-Ceyhan hattındaki kapasite artışlarının da Hazar enerji kaynaklarının Avrupa’ya taşınmasında Türkiye’nin rolünü güçlendirdiğini vurguladı.
Doğal gaz tarafında ise Türkiye’nin Katar, Suudi Arabistan ve Hazar gazını Avrupa odaklı ortak bir sistemde birleştirmeye hazırlandığı ifade edildi. Gönden, İstanbul’da alınan enerji kararlarının Türkiye’yi “Orta Koridor Gazı” için fiyat belirleyici merkezlerden biri haline getirebileceğini belirtti.
Türkiye’nin lojistik altyapısındaki dönüşümün de yatırım kararlarında belirleyici hale geldiği kaydedildi. Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattının kara taşımacılığıyla entegrasyonu ve Hazar geçişli Ro-Ro kapasitesindeki artışın kargo hacimlerinde güçlü büyüme yarattığı belirtildi.
Özellikle yüksek tavanlı, otomasyona uygun ve Avrupa Birliği’nin karbon düzenlemelerine uyumlu A sınıfı lojistik tesislerine olan talebin hızla arttığı ifade edildi. Gönden’e göre yatırımcılar artık yalnızca depolama alanı değil, sürdürülebilir ve yüksek teknoloji altyapısına sahip lojistik merkezler arıyor.
Analizde, Türkiye’de gayrimenkul yatırım tercihlerinin de değişmeye başladığına dikkat çekildi. Geleneksel konut yatırımlarından uzaklaşan kurumsal yatırımcıların, lojistik merkezleri, sanayi arazileri ve altyapı odaklı varlıklara yöneldiği belirtildi.
Özellikle Kalkınma Yolu Projesi güzergâhı ile Ceyhan enerji terminali çevresindeki sanayi bölgelerinde yoğun yatırım ilgisi oluştuğu ifade edildi. Küresel gayrimenkul yatırım fonlarının da tedarik zinciri güvenliği amacıyla Türkiye’deki lojistik parklarını portföylerine dahil etmeye başladığı aktarıldı.
Tuğra Gönden, küresel ekonomide yeni dönemin temel kavramının “bağlantısallık” olduğunu belirterek, Türkiye’nin Orta Koridor üzerindeki stratejik konumuyla 21. yüzyılın enerji ve veri akışını yöneten ülkelerden biri olabileceğini ifade etti.
Gönden’e göre parçalanan küresel sistemde ekonomik üstünlük artık üretimden çok bağlantı ağlarını kontrol edebilme kapasitesiyle ölçülüyor. Bu çerçevede Anadolu’nun, enerji, lojistik ve ticaret koridorlarının merkez üssü haline geldiği değerlendiriliyor.
Kestel Belediyesi Velmore Hotel’i satışa çıkardı