Rahmetli Mimar Ahmet Vefik Alp’in son yazısı

Rahmetli Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp, sitemize yayınlanması için yılbaşından üç gün önce yolladığı yazısında kentsel dönüşü yasasını kıyasıya eleştirmişti.

Emlaknews.com.tr ile yakıdan ilgilenen Rahmetli Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp, yayınlanması için sık sık emlaknews.com.tr’ye yazılar yollar, sonra da maille teşekkürlerini iletirdi. Rahmetli Vefik Alp’in son yazısı okurlarımıza sunuluyor…

Türkiye’nin Deprem ile Sınavı:
‘Kentsel Dönüşüm Yasası Çöptür…!’

Tümüyle deprem riskli ülkemizin yapılarının yarısından fazlası deprem özürlüdür. Bu keyfiyet başlı başına ciddi bir ayıp ve bir geri kalmışlık işaretidir.

20.000 kadar can alan, binlerce sakat bırakan 1999 Körfez Depremi’nden bu yana trajikomik bir tablo olarak seyreden yapı stokumuzu dönüştürme sürecimiz maalesef hastalıklı bir ‘Riskli Yapıların Kentsel Dönüşüm Yasası’ ile taçlandırılmış durumdadır. Bizatihi başımıza gelmeyince aksayan hususları göremeyebiliyoruz:

Kendi binamızı yenilemek için…

Kadıköy İlçesinde 50 yıllık aile apartmanını yenileme işi sırtıma yüklenince mecburen kolları sıvadım. Risk analizi yapıyı doğal olarak ‘riskli yapı’ olarak tanımladı. Arsamız küçük olduğundan inşaatı yapsatçı bir müteahhide kat karşılığı vermem mümkün görünmüyordu. Kendi imkanlarımı zorlayıp yeni bina inşaatını yapmak durumunda kaldım.

Yasa kolaylaştırıyor zannettim

Riskli Yapıların Kentsel Dönüşüm Yasası’nın süreci kolaylaştırmak ve hızlandırmak için avantajlı inşaat kredisine imkan getirdiğini duymuş ve okumuştum. Soluğu sürekli çalıştığım kamu bankasında aldım. Dosya istendi, evrakları tamamlayıp sundum. Cevap ‘kusura bakmayınız Hocam size kredi veremeyiz’ oldu.

Hani müteahhit?

‘Neden’ dediğimde, ‘inşaat kredisi verilebilmesi için bir müteahhit ile aranızda noterden bir inşaat sözleşmesi olmalı’ dendi. ‘Kardeşim, ben riskli binamı kendi paramla kendim yapacağım, yapsatçı falan istemiyorum, nasıl iş bu böyle’ dediğimde ‘cevap tipikti:

‘Mevzuat böyle’..!

‘Bindik bir alamete, gidiyoruz felakete’ misali 5 katlı binamızı yıkıp, inşaat projelerimizi hazırladık ve belediyeye sunduk. İnşaat ruhsatı kesilme aşamasına geldiğimizde belediye ‘inşaat maliyetinin %10’u kadar teminat vermek zorundasınız, yoksa inşaat ruhsatınızı vermeyiz’ deyiverdi.

Bu teminat yapsatçı müteahhitlerin yüklendikleri işi yarıda bırakıp kaçmalarına karşı getirilmiş bir tedbir idi. Bende göğsümü gere gere bende ‘müteahhit falan yok, bizzat kendi paramla kendim yapacağım’ dedim. Cevap ‘Olmaz, mevzuat böyle’ oldu…!

Ve ister inanın, ister inanmayın bankadan kendi kedime teminat mektubu vermek durumunda kaldım. Pek tabii, banka inşaat için toparlamaya çalıştığım paranın bir kısmını bloke ederek teminat mektubu düzenledi.

Rant yoksa yenileme de yok

Sanki bu yasa vatandaşa göre değil yap-satçı müteahhide göre hazırlanmış. Netice ortada. Yüksek rantlı bölgelerde bir miktar apartman yenilendi, o kadar. Yönetim ülkenin deprem özürlü milyonlarla ifade edilen devasa yapı stoğunu nasıl dönüştüreceğini kara kara düşünürken, kendi binasının dönüşümünü bizatihi yapmak için uğraşan vatandaşın önüne engeller konmuş oluyor.

Şimdi benim anlayamadığım bu yasaları hazırlayan, altına imza koyan makam sahibi bürokratlarımız ve siyasilerimiz deprem olduğunda sahaya gidip nasıl ‘ah ah, vah vah’ edebiliyorlar….?

Prof. Vefik Alp’in tüm yazıları

Bu olay işlemeyen sistemin sadece bir küçük kesitidir. Ankara kadrolarını seçerken deneyim ve liyakat yerine dost, akraba, biat faktörünü öne çıkarırsa neticede hasta bir mevzuat oluşuyor. İmkanlarını zorlayıp betonlar arasında tost olmadan binasını dönüştürmek isteyen vatandaşlar mağdur oluyor…

Bildik durum… ‘Betonarme tabutlarda yaşamaya devam’

…. Kader utansın..!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir