1997–2010 yılları arasında doğan Z kuşağının bilişsel performansına ilişkin son araştırmalar, kuşaklar arası tartışmaları yeniden alevlendirdi. Yapılan çalışmalarda, Z kuşağının IQ puanlarının 1965–1980 doğumlu X kuşağı ve 1981–1996 doğumlu Y kuşağına kıyasla daha düşük seyrettiği tespit edildi. Ancak uzmanlara göre mesele sandığımız kadar basit değil. Sorun zekânın düşmesi değil; zihnin çalışma biçiminin değişmesi olabilir. Kısacası, “zeka geriliyor” manşetleri atmak kolay ama işin aslı biraz daha karmaşık.
Araştırma, sinirbilimci Jared Cooney Horvath ve ekibi tarafından yürütüldü. Farklı ülkelerde uygulanan standart IQ testleri ve bilişsel performans ölçümlerinin nesiller arası karşılaştırmasına dayanan çalışma, uzun yıllardır kabul gören “her yeni nesil daha zeki oluyor” tezine ters düşen sonuçlar ortaya koydu. Araştırmaya göre gençlerde özellikle üç alanda belirgin değişim görülüyor: dikkat süresinin kısalması, uzun metinleri anlama ve yorumlama becerisinde zayıflama, temel matematiksel muhakeme ve soyut problem çözme refleksinde gerileme.
Tabii bu noktada klasik nesiller tartışması devreye giriyor. Büyüklerin “bizim zamanımızda…” diye başlayan cümleleri, bilimsel verilerle birleşince tartışma daha da büyüyor. Ancak uzmanlar, bu sonuçların doğrudan zekâ düşüşü anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor.
Psikiyatrist Kemal Sayar, konuyu değerlendirirken günümüz insanının zihinsel ortamının kökten değiştiğine dikkat çekiyor. Sayar’a göre bugün çocukların aldığı test puanlarından çok, dünyayla kurdukları ilişki biçimi değişmiş durumda. Sürekli açık ekranlar, bitmeyen bildirimler ve kesintisiz uyarıcı akışı, zihnin derinleşmesini zorlaştırıyor.
Sayar’ın ifadeleri oldukça çarpıcı: Modern çağda dikkat parçalanıyor, hız yüceltiliyor, yavaşlık değersizleşiyor ve sessizlik neredeyse unutuluyor. Okul dikkati öğretmeye çalışırken hayat dikkati dağıtıyor. Kitap sabır isterken dijital dünya aceleyi ödüllendiriyor. Bu ortamda büyüyen bir kuşağın düşünme biçiminin farklı olması kaçınılmaz görünüyor.
Bir başka önemli nokta ise geçmişte insanların daha az uyarana maruz kalması. Sayar’a göre önceki nesiller yalnız kalabilme, düşünceyi içsel bir alan olarak deneyimleme ve daha uzun süre odaklanabilme fırsatına sahipti. Bugün ise zihinsel yalnızlık neredeyse lüks haline gelmiş durumda.
Klinik psikolog Fatmanur Pekacar da benzer bir perspektif sunuyor. Pekacar’a göre Z kuşağı ebeveynlerine kıyasla çok daha fazla uyaranla büyüyor ve aynı zamanda yoğun bir sosyal kıyas baskısı altında yaşıyor. Sosyal medya, başarı algısını sürekli görünür hale getirirken gelecek kaygısını da artırıyor.
Bu durum gençleri hızlı tüketilen içeriklere yönlendiriyor. 15–20 saniyelik videolarla rahatlama arayan bir zihnin uzun metinlere sabır göstermemesi aslında şaşırtıcı değil. Pekacar, Z kuşağının ebeveynlerinden daha az zeki olmadığını, sadece farklı bir zihinsel yapı ile hayata uyum sağladığını belirtiyor.
Sosyolog Ali Murat Yel ise tartışmayı daha geniş bir çerçeveye taşıyor. Uzun yıllar boyunca geçerli kabul edilen “Flynn etkisi”, yani her 10 yılda ortalama 3 puan IQ artışı tezi, aslında yalnızca zekâ artışı değil düşünme tarzındaki değişimi yansıtıyor olabilir.
Yel’e göre internet ve dijital erişim sayesinde yeni nesiller çok kısa sürede bilgiye ulaşabiliyor. Bu durum geçmişte uzun eğitim süreçleriyle kazanılan bazı bilişsel becerilerin testlerde daha kolay yapılmasını sağlamış olabilir. Yani geçmişte testlerde yüksek performans gösteren şey gerçek zekâ artışı değil, test becerisi olabilir. Bugün ise tablo tersine dönmüş olabilir.
Bir başka deyişle, gençler belki ebeveynlerinden daha zeki ama bu zekâyı soyuttan pratiğe dönüştürmede daha az beceri gösteriyor olabilir. Sosyal medya, hızlı tüketim kültürü ve dikkat ekonomisi, zihinsel performansın görünümünü değiştiriyor.
Sonuç olarak uzmanların ortak görüşü net: Z kuşağının zekâsı düşmüyor, zihinsel alışkanlıkları değişiyor. Dikkat süresinin kısalması, bilgiye erişimin hızlanması ve sürekli uyarıcı bombardımanı altında büyüyen bir kuşak, doğal olarak farklı bilişsel profiller sergiliyor.
Biraz alaycı bakarsak tablo şu: Önceki nesiller ansiklopedi karıştırarak büyüdü, Z kuşağı algoritma akışıyla. Biri sabır geliştirdi, diğeri hız. Hangisinin daha zeki olduğu ise muhtemelen kullanılan ölçüm aracına bağlı.
Kısacası “zeka geriliyor” demek kolay ama belki de değişen şey zeka değil, dünyanın kendisi.
odatv.com’un katkılarıyla..
Satılık ilanlarda yeni dönem: 15 şubat itibarıyla zorunlu oldu