Türkiye hızla yaşlanıyor ve bu tablo artık yalnızca istatistiklerden ibaret değil. Evlerin içinde, ailelerin gündelik hayatında somut bir bakım krizine dönüşmüş durumda. Doğum hızının düşmesi, çekirdek ailenin yaygınlaşması ve yalnız yaşayan yaşlı sayısındaki artış, huzurevlerine olan talebi her geçen yıl artırıyor.
TÜİK verilerine göre Türkiye’nin yaşlı nüfusu son beş yılda %21,4 artarak 8 milyon 722 bin 806 kişiye ulaştı. Yaşlıların toplam nüfus içindeki oranı 2018’de %8,8 iken, 2024’te %10,6’ya yükseldi.
Nüfus projeksiyonları bu artışın durmayacağını gösteriyor. 2060’ta yaşlı nüfus oranının %22,6’ya çıkması bekleniyor. Bu da yarım yüzyıldan kısa sürede Türkiye’de her beş kişiden birinin yaşlı olacağı anlamına geliyor.
Uzmanlara göre sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği için 4 çalışana 1 emekli düşmesi gerekiyor. Ancak bugün Türkiye’de bu oran 1,6 çalışana 1 emekli seviyesine kadar gerilemiş durumda. Aradaki makas her yıl biraz daha kapanıyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verileri, bakım krizinin boyutunu net biçimde ortaya koyuyor. 2020 yılında huzurevi sırası bekleyen yaşlı sayısı 15 bin civarındayken, bu rakam 2024’te 23 bine yükseldi.
Öngörülere göre;
2030’da 33 bin,
2050’de ise 71 bin yaşlı huzurevi sırası bekleyecek.
Aileler yaşlı anne ve babalarına evde bakmakta zorlanıyor. Çocuklar farklı şehirlerde çalışıyor, yalnız yaşayan yaşlı sayısı hızla artıyor. Mevcut huzurevi kapasitesi ise talebi karşılamakta yetersiz kalıyor.
Devlet, belirli kriterleri sağlayan ailelere yaşlı ve hasta bakım desteği sunuyor. Bugün 517 bin kişi, aylık 11.702 TL tutarındaki evde bakım yardımından faydalanıyor.
Ancak bu destek, 24 saat süren fiziksel ve duygusal bakım yükünü karşılamaya yetmiyor. Uzmanlara göre yaşlı bakımı yalnızca ekonomik değil; sabır, zaman, sağlık ve psikolojik güç gerektiren çok boyutlu bir süreç.
Sağlık İş Birliği Platformu Kurucusu Melih Bulut, yaşlı nüfus artışının sağlık sistemi üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğuna dikkat çekiyor. Bulut’a göre bugün polikliniklere başvuran her üç kişiden biri yaşlı.
“Bu tablo hem kamu bütçesi hem de aile ekonomisi üzerinde ağır bir yük oluşturuyor. Önleyici sağlık politikaları, evde bakım modelleri ve sağlıklı yaşlanma stratejileri artık ertelenemez” diyen Bulut, sağlık sisteminin yön değiştirmesi gerektiğini vurguluyor.
Artan talep, sınırlı kapasite ve yaşlanan nüfus yapısı, huzurevi ve yaşlı bakım yatırımlarını önümüzdeki dönemin en kritik sosyal ve ekonomik alanlarından biri haline getiriyor. Uzmanlar, özel sektör yatırımları olmadan bu krizin yönetilmesinin mümkün olmadığı görüşünde.
Ziyneti Kocabıyık-turkiyegazetesi.com.tr
Londra’da ucuz konut dönemi; merkez fiyatları 10 yılın dibinde