Silikon Vadisi’nden kripto para milyarderlerine uzanan küresel bir yatırımcı ağı, gelişmekte olan ülkelerde özel statüye sahip yeni şehirler kurmak için hükümetlerle görüşmeler yürütüyor.
Vergilerin ve regülasyonların minimumda tutulduğu, özel hukuk düzenlemeleri ve piyasa odaklı yönetişimin ön plana çıktığı bu projeler; bazı çevrelerce devletsiz serbest piyasa düzenini savunan anarko-kapitalizmin uygulama alanı olarak değerlendirilirken, destekleyenler tarafından alternatif bir kalkınma modeli olarak sunuluyor.
Futbol kulübü satın almak ya da yat koleksiyonu yapmakla yetinmeyen teknoloji milyarderleri, bu kez sıfırdan şehirler inşa etmeye hazırlanıyor.

“Tekno-ütopya” olarak adlandırılan bu girişimlerde hedef; düşük regülasyon, yatırımcı lehine hukuk sistemi ve yüksek yaşam standartlarını aynı potada buluşturan yeni nesil kentler oluşturmak.
Projelerin büyük bölümü, ekonomik açıdan kırılgan ülkelerde özel ekonomik bölgeler veya yarı özerk yönetim modelleri üzerinden hayata geçiriliyor.

Charter Cities Institute’un kurucusu Mark Lutter, bu eğilimin mevcut siyasi ve bürokratik yapılara duyulan memnuniyetsizlikten beslendiğini belirtiyor. Lutter’a göre amaç, “daha iyi yönetişim modelleriyle milyonlarca insanı yoksulluktan kurtarmak.” Eleştirmenler ise bu projeleri, varlıklı kesimlerin kendi kurallarını belirlediği modern şehir-devletler olarak nitelendiriyor.
Honduras’ta kurulan Prospera, bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 1.000 kişinin yaşadığı site tipi yerleşimde golf sahaları, özel plajlar ve ABD’den çevrim içi bağlanan hâkimlerin görev yaptığı bir tahkim sistemi bulunuyor.
Uzun yaşam, gen terapisi ve biyoteknoloji gibi alanlarda daha esnek düzenlemeler sunulması, projeyi teknoloji ve sağlık yatırımcıları açısından cazip hale getiriyor. Konut fiyatları 120 bin dolardan başlarken, deniz manzaralı villalarda rakam 850 bin dolara kadar yükseliyor.
Erken dönem Bitcoin yatırımcılarından Olivier Janssens’in Karayipler’de planladığı Destiny adlı projede ise kripto paranın yerel para birimi olması hedefleniyor.
St. Kitts ve Nevis Anayasası’na bağlı kalınacağı belirtilse de, mülk sahiplerinin kurallar üzerinde belirleyici olduğu bir yönetim modeli öngörülüyor. Konut fiyatlarının 500 bin dolar ile 3 milyon dolar arasında olması bekleniyor.
Girişimci Patri Friedman’ın öncülüğünü yaptığı Alpha Cities projesi, Batı Afrika’da birden fazla şehir kurmayı amaçlıyor. Henüz çoğu tasarım aşamasında olan projelerde; veri merkezleri, elektrikli araç üretimi ve yenilenebilir enerji odaklı sanayi kümeleri planlanıyor. Friedman, ev sahibi ülkelerin hedefinin “üçüncü dünyadan birinci dünyaya geçiş” olduğunu savunuyor.
Diğer projelerden farklı olarak ABD’de hayata geçirilmesi planlanan California Forever, mevcut hukuk sistemini kökten değiştirmek yerine “Amerikan rüyasını yeniden canlandırma” iddiasıyla öne çıkıyor. Reid Hoffman ve Marc Andreessen gibi isimlerin destek verdiği proje; uygun fiyatlı konutlar, yürünebilir mahalleler ve ileri üretim merkezleri vaat ediyor. İnşaatın 2027 yılında başlaması hedefleniyor.

Ancak her girişim başarıyla sonuçlanmıyor. Senegal’de R&B yıldızı Akon’un hayata geçirmeyi planladığı Akon City, iddialı görselleri ve kendi kripto parasına rağmen finansman yetersizliği nedeniyle rafa kaldırıldı. 2025 itibarıyla bölgede yalnızca yarım kalmış bir karşılama binası bulunuyor; projenin daha mütevazı bir tatil köyüne dönüştürülmesi planlanıyor.
Milyarderlerin şehir kurma tutkusu, küresel ölçekte yeni bir kentleşme ve yönetişim tartışmasını da beraberinde getiriyor. Bu projeler gerçekten kalkınma mı sağlıyor, yoksa kuralları parası olanların yazdığı yeni ayrıcalıklı alanlar mı yaratıyor? Tartışma giderek derinleşiyor.

Anarko-kapitalizm nedir?
Anarko-kapitalizm; devletin büyük ölçüde ortadan kalktığı, hukuk, güvenlik ve kamu hizmetlerinin piyasa mekanizmaları ve özel sözleşmeler yoluyla yürütüldüğü bir düşünce akımı olarak tanımlanıyor. Milyarderlerin öncülük ettiği bu yeni şehir projeleri resmi olarak bu ideolojiyle anılmasa da, kamusal yetkilerin özel aktörlere devredildiği ve kuralların mülk sahipleri ile yatırımcılar tarafından belirlendiği yapılarıyla bu yaklaşımın pratikte sınandığı alanlar olarak görülüyor. Bu nedenle söz konusu girişimler yalnızca kentsel projeler değil; devlet, piyasa ve vatandaşlık ilişkilerinin geleceğine dair daha geniş bir ideolojik dönüşümün işaretleri olarak da değerlendiriliyor.
patronlardunyasi.com
Fenerbahçe Futbol A.Ş., üç tesisi 13 yıllığına kiraya verdi