İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Fatih Çekirge yazdı: Türk müteahhitliğinin küresel sırrı

Gazeteci Fatih Çekirge, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ödül verdiği Türk müteahhitler arasındaki Summa patronu Selim Bora üzerinden 500 milyar dolarlık küresel başarının arkasındaki dinamikleri anlattı.

Hürriyet yazarı Fatih Çekirge, “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesinde dünya ikincisi olan Türk müteahhitliğinin başarısını, Ankara’da düzenlenen ödül töreninden izlenimler ve Summa şirketi patronu Selim Bora’nın Afrika’daki projeleri üzerinden değerlendirdi; Türk müteahhitlerinin Çin, ABD ve Avrupa devleriyle aynı ligde nasıl rekabet ettiğini ve bu başarının arkasındaki temel unsurları kaleme aldı.

İşte o yazı:

Ankara’da bir ödül töreni…

1. Yıkım savaşında değil,

Yapım savaşında dünya ikinciliğini alan Türk imzasının töreni.
Dünya çapında referans alınan inşaat sektörü dergisi ENR’ın 2025 yılına ait “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesinde yer alan 45 Türk müteahhitlik firması ile dünya ikincisi olan Türk müteahhitlerine ödüllerini Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan veriyor.

Ödül alan firmaların bazılarının yönetimlerini, sahiplerini şahsen tanıyorum.

Dostluklarım var.
Dünyanın değişik coğrafyalarında giriştikleri bu amansız rekabetin “arenası” diyebileceğim şantiyelerini gezmiştim.
Bürokratik ve coğrafi zorluklarını yakından görmüştüm.
Dünyanın en güçlü ülkelerinin dev firmalarıyla girdikleri o rekabet kolay değil.

Resmen bir savaş. Yapım savaşı.

Çin, ABD, Fransa, İtalya, Japonya gibi devler liginde mücadele ediyorlar.
Bu devlerin arasından ihale alacaksınız. Finans bulacaksınız. Teknoloji kuracaksınız.

Düşünsenize;
Türk müteahhitleri, 138 ülkede 552 milyar doları aşan yaklaşık 13 bin projeye imza attılar. Yerini bilmediğimiz ülkelere, adını duymadığımız şehirlere gittiler.
Peki bu başarı nasıl geldi? Ardındaki sır nedir? Anlatayım:

Törenden sonra eski dostum Selim Bora ile konuşuyorum.
Selim’e ben “Türk müteahhitliğinin Tarzan’ı” derim. Çünkü Afrika’nın balta girmemiş ormanlarında, bilinmedik şehirlerinde SUMMA imzasıyla muazzam işler yaptı ve yapıyor.

Havalimanları, konferans salonları, oteller, yollar, stadyumlar, üniversiteler ve daha onlarca proje.

Çin’e rakip olmak

2. Selim, son olarak Uganda’da FİFA standartına uygun stadyum ve çevre yapılarının ihalesini aldı.

2027 Haziran’ındaki Afrika uluslar futbol turnuvasına 3 ülke ev sahipliği yapacak.
Uganda, Kenya ve Tanzanya.
Üç ülke de aynı anda ihaleye çıktılar. Uganda’yı Selim Bora (SUMMA) aldı. Çin, Fransız, İtalyan, Mısırlı firmalar geride kaldı.

Ama daha ihalenin resmi bitiş tarihine 8 ay kala SUMMA, Uganda’daki Hoima City stadyumunu bütün tesisleriyle, yollarıyla birlikte bitirip teslim etti.
Kenya ve Tanzanya’da diğer firmaların yaptığı inşaatlar daha sürüyordu.
Tabii bu gelişme Afrika coğrafyasında hızla yayıldı, yankılandı: “Türklere bak, zamanından önce bitirdi.”
Uganda Devlet Başkanı Yoweri Museveni, 20 bin kişilik stadyumda önceki hafta harika bir açılış töreni yaptı.
Türk ve Uganda bayraklarıyla donatılan statta Museveni aynen şöyle dedi: “Türk şirketine bu güzel iş için teşekkür ediyorum. Ayrıca inşa ettikleri bazı yolları da gördüm. Çok iyi çalışıyorlar ve onlarla daha fazlasını başaracağız.”

THY uçunca biz de uçtuk

3. Arkadaşlar yurtdışı müteahhitlik bu mesleğin en zor kısmıdır. Yabancı bir dünyada devlerle çarpışırsınız. Aynı zamanda ülkenizi temsil edersiniz. O yörenin işçileriyle çalışacaksınız. Ülkenizden işçi götüreceksiniz. Devasa makina parkları kuracaksınız.

Türk müteahhitleri dünyada o kadar büyük projeler yapıyorlar ki…
Bir geçmişten bir de bugünden örnek verirsem;
Bugün Limak’ın yeniden inşa edip büyüttüğü 100 bin kişilik Barselona stadının yarattığı sembol etki. Ve Kalyon grubunun, Anamur’dan KKTC’ye 280 metre denizaltından götürdüğü su projesi unutulur mu? Barış Harekâtı kadar önemlidir.
Yıkan değil, yapanların savaşı dediğim işte budur.

Suudi Arabistan’da devlerle yarışarak Körfez’de yapılan metrolar, oto yollar, iş merkezleri, havalimanları birer örnektir.

Yine Afrika’ya dönersek…
Daha 15-20 yıl öncesine kadar Türklerin Afrika’da yaptığı işler Libya merkezliydi. Afrika’nın derinlerinde, sahra altında Türkiye neredeyse yoktu.
Koca kıta; Fransız, İtalyan, Amerikan ve Çin şirketlerinin elindeydi. Peki nasıl oldu da Türk müteahhitliği buralara ulaşabildi?
İşte bu sorunun cevabı için Selim Bora’nın bana söylediği şu sözlere dikkat çekiyorum: “Daha önce bırakın ihale almayı Afrika’ya gitmek meseleydi. Uganda’yı konuşuyoruz diye örnek vereyim. Sanıyorum 2016’ya kadar THY, Uganda’ya uçmuyordu. Biz de Fransız, Alman havayollarını aktarmalı olarak kullanıyorduk. Mesela ihaleyi aldık. Uganda’ya şantiyelere işçi götüreceğiz. Fransa üzerinden gitmek zorundayız. Ama transit olmasına rağmen bize Schengen vizesi vermiyorlardı. Düşünün ne kadar zorlanıyorduk. Ama ne zaman THY uçmaya başladı. Derin bir nefes aldık. Biz de uçuşa geçtik.”

Yalnızca bu sözler bile THY’nin uçuş noktalarını artırarak Türkiye’nin gelişmesinde ne kadar önemli bir rol oynadığını göstermeye yetiyor.
Düşünün ki Selim bugün Benin’de, Ruanda’da, Kongo’da, Senegal’de Gabon’da, Nijer’de, Ekvator Ginesi’nde, Sierra Leone’de büyük projeler yürütüyor. Her birine THY uçuyor.
THY’nin bu atağı olmasa nasıl olacaktı? İşte başarının ardındaki bir sır da budur.

Elçiliklerin gücü

4. Türk müteahhitliğinin ve girişimciliğinin Afrika’ya açılıp böyle başarılar kazanmasının ardındaki bir başka önemli faktör ise kıtada açılan elçiliklerimizdir.

Düşünün ki; 2002 yılında Afrika kıtasında sadece 12 büyükelçiliğimiz vardı. 2022 yılında bu sayı 44’e yükseliyor.
Yine 2008 yılında Ankara’da yalnızca 10 Afrika ülkesi büyükelçiliği varken; 38’e yükseliyor.
İşte Afrika’daki başarının ardındaki bir başka sır da budur.
THY uçuyor, elçilikler açılıyor, Türk girişimi oraya gidiyor. Aynı üçlü dünyanın birçok yerinde birlikte hareket ediyor. Bu aslında sır olmaktan çok bir vizyondur. Bu noktada bu atılım ve açılımlar için Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın hakkını teslim etmemiz gerekiyor. İrade budur.
Yurtdışı müteahhitlik ödül töreni diye haberlerde kısaca geçiverdiğimiz bu muazzam başarıyı eski dostum Selim’i dinleyince çok daha iyi anlıyoruz.

Helal olsun. Başarılarınızın devamı gelsin.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Bolu Karacasu’ya 2,5 milyar TL’lik 229 odalı termal otel yapılacak

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek bunu kabul etmiş olursunuz.