Bir dönem “faizsiz finans” söylemiyle tasarruf etmek, ev ve otomobil sahibi olmak isteyen milyonlara umut satan sistemin önemli oyuncularından Katılımevim, şimdi bambaşka bir finans grubunun kapısında. Pusula Finans Holding ve bağlı şirketlerinin Tera Grubu’na devri için ticari ve finansal şartlarda mutabakat sağlanırken, Katılımevim’in yönetim kurulu başkanlığına da Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen getirildi.
İşin ilginç tarafı ise bundan yaklaşık dokuz ay önce yaşandı.
Katılımevim, Müge Anlı’yı reklam yüzü yaptı. Televizyon ekranlarından milyonlara ulaşan Anlı, “Sen de katıl, derim; Katılımevim” diyerek vatandaşları ev ve otomobil sahibi olmaya çağırdı.
Şimdi ise aynı Katılımevim’in yönetiminde yeni patronaj düzeni kuruluyor.
İnsan ister istemez soruyor:
Müge Anlı da bizi görecek mi?
“Faizsiz” dedik, yönetim el değiştirdi
Tasarruf finansman şirketlerinin hikâyesi Türkiye’de uzun süredir aynı temel vaat üzerinden ilerliyor: Bankadan kredi çekmeden, faiz ödemeden, belirli bir tasarruf planı içerisinde ev veya otomobil sahibi olmak.
Bu modelin en görünür markalarından biri Katılımevim oldu.
Katılımevim 2023’ten bu yana Borsa İstanbul’da KTLEV koduyla işlem görüyor. Şirket 2026’da TIME ve Statista tarafından hazırlanan “World’s Growth Leaders 2026” araştırmasında dünya genelinde 45’inci, Türkiye’deki şirketler arasında ise 5’inci sırada gösterildi.
Yani tabloya şirketin kendi penceresinden bakarsanız hikâye oldukça parlak:
Büyüme var, halka arz var, borsa var, uluslararası başarı var, reklam yüzü olarak Müge Anlı var.
Sonra 2026 Eylül’üne geliyoruz.
Ve karşımıza Tera çıkıyor.
Burada söz konusu asla ve asla Tera Holding değil.
Bu noktaya gelene kadar ne yaptığını çok iyi bilen, iri iri laflar eden, burnu Kaf Dağı’nı aşan Birevim ve Katılımevim Yöneticileri…
Devam edelim…
Pusula Finans Holding, İktisat Katılım Bankası, Katılımevim, Birevim Tasarruf Finansman, Pusula Yatırım Menkul Değerler ve grup bünyesindeki diğer finansal şirketlerin Tera Grubu’na devrine ilişkin temel ticari ve finansal şartlarda anlaşmaya varılıyor. İşlem için SPK, BDDK ve diğer ilgili kurumların izin ve onay süreçleri devam ediyor.
Burada Müge Anlı meselesi özellikle dikkat çekiyor.
Katılımevim, Aralık 2025’te yeni reklam kampanyasını duyururken Müge Anlı’yı markanın yüzü olarak seçti. Kampanyanın sloganı da oldukça netti:
“Sen de Katıl Derim.”
Reklamda Anlı, ev ve otomobil sahibi olmak isteyenleri Katılımevim’in tasarruf finansman sistemine davet ediyordu. Şirketin açıklamasında kampanyanın televizyon, radyo ve dijital medyada yürütüleceği belirtilmişti.
Şimdi aynı markanın yönetiminde Tera dönemi başlıyor.
İşte tam burada mesele yalnızca bir şirket devri olmaktan çıkıyor.
Çünkü tasarruf finansmanında güven, ürünün kendisi kadar önemli.
Vatandaş parasını yıllarca bir sisteme yatırıyor. Karşılığında banka kredisi değil, belirli şartlarla bir tasarruf finansmanı organizasyonu üzerinden ev veya otomobil sahibi olmayı bekliyor.
Dolayısıyla tüketicinin kafasındaki soru şu:
“Benim paramı teslim ettiğim şirketin sahibi kim?”
Bu soru dün Pusula’nın, bugün Tera’nın, yarın başka bir grubun olmasıyla daha da önemli hale geliyor.
Burada bir parantez açmak gerekiyor.
“Faizsiz” veya “katılım” söylemi kullanan bütün finans kuruluşlarının müşterilerini manevi duygularını sömürerek kandırdığını söylemek, hukuken ve ekonomik olarak doğru bir genelleme olmaz.
Ancak sektörün pazarlama dilinin önemli bir bölümünün faiz hassasiyeti üzerinden güven inşa ettiği de ortada.
Vatandaş açısından asıl mesele ise reklamın ne söylediğinden çok, sözleşmenin ne söylediği.
Organizasyon bedeli ne?
Teslim tarihi hangi şartlara bağlı?
Erken ayrılmada ne oluyor?
Ödenen paranın iadesi hangi koşullarda gerçekleşiyor?
Tasarruf döneminde şirketin kazancı ne?
Şirketin bilançosu ne durumda?
Ve en önemlisi:
Müşterinin parasıyla şirketin finansal yapısı arasındaki ilişki nasıl kuruluyor?
Bunlar konuşulmadan “faizsiz” kelimesinin başına veya arkasına ne kadar güven duygusu eklenirse eklensin, finansal analiz yapılmış olmuyor.
…
Haziran ayında Katılımevim için:
“Dünyanın en hızlı büyüyen şirketleri arasında 45’inci olduk.”
denildi.
Aradan birkaç ay geçiyor.
Bu kez:
“Katılımevim artık Tera Grubu bünyesine katılıyor.”
deniliyor.
Bir tarafta büyüme hikâyesi.
Diğer tarafta sahiplik ve yönetim değişikliği.
Bir tarafta Müge Anlı’nın güven veren ekran yüzü.
Diğer tarafta finans piyasalarının çok daha soğuk, sert ve hesap kitap isteyen dünyası.
İşte Türkiye’nin finansal mizahı da tam burada başlıyor.
“Sen de katıl, derim” diyerek vatandaşı sisteme çağıran reklamın üzerinden daha bir yıl bile geçmeden, sistemin tepesindeki isimler değişiyor.
Vatandaş ise doğal olarak aynı yerde duruyor:
Aylık taksitini ödemeye devam ediyor.
Müge Anlı şimdi ne diyecek?
Elbette burada Müge Anlı’nın şirketin ortaklık veya yönetim yapısıyla ilgili bir karar verdiğini söylemek mümkün değil. O, reklam kampanyasında markanın reklam yüzü olarak yer aldı.
Fakat reklam dünyasında ünlü bir ismin kullanılmasının temel amacı zaten güven duygusunu markaya taşımaktır.
Katılımevim de kampanyasını tanıtırken Anlı’nın “güven veren duruşunu” özellikle öne çıkardı.
Şimdi yönetim değiştiğine göre, reklamın ironik sorusu da kendiliğinden ortaya çıkıyor:
Müge Anlı da bizi görecek mi?
Belki yeni reklam filminde senaryo şöyle devam eder:
“Katıldınız, tasarruf ettiniz, beklediniz…
Tabii bu bir mizah.
Gerçek dünyada ise mesele hiç de komik değil.
Çünkü burada söz konusu olan, insanların ev ve otomobil hayallerini gerçekleştirmek için yıllarca biriktirdiği paralar.
Finans piyasalarının bakması gereken yer, reklam filmleri değil bilançolar olacak.
Katılımevim’in müşterileri için bakılması gereken yer de reklam sloganları değil, sözleşmeler ve finansal tablolar olacak.
Çünkü “faizsiz” demek tek başına ucuz finansman demek olmadığı gibi, “güvenilir” bir ünlünün reklamda yer alması da finansal riskin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.
Şimdi Katılımevim’in yeni yönetimi, Tera’nın finansal disiplin ve yönetim anlayışıyla şirketi nasıl yöneteceğini gösterecek.
Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen de yeni döneme ilişkin açıklamasında “Bizim için en temel değer güvendir” vurgusu yaptı; müşterilerin alın teriyle biriktirdiği paraların ve kendilerine teslim edilen emanetlerin en hassas sorumlulukları olduğunu belirtti.
Güzel.
O zaman bundan sonraki sınav da belli:
Güven, reklam filminde değil bilançoda gösterilecek.
Ve Katılımevim’in müşterileri açısından bundan daha önemli bir reklam da yok.
Çünkü vatandaşın görmek istediği şey artık Müge Anlı’nın ekranda söylediği sözler değil.
Parasının nerede olduğu.
Şirketin nasıl yönetildiği.
Ve verdiği sözlerin tutulup tutulmadığı.
Müge Anlı açısından ise geriye sadece sektörün merak ettiği o tek soru kalıyor:
“Müge Anlı da bizi görecek mi?”
Hüseyin Belibağlı-Emlaknews.com.tr
Gayrimenkul sektörünün sevilen ismi Eli Aseo hayatını kaybetti