PatronlarDünyası’nın sahibi ve gazeteci Toygun Atila, İstanbul’un en değerli noktalarından biri olan Bebek sırtlarında yıllardır konuşulan projelerin ve gece hayatının perde arkasını kaleme aldı. Vakıf arazisi üzerinde planlanan milyar dolarlık gayrimenkul projelerinden, Boğaz hattındaki popüler eğlence mekânlarına kadar uzanan hikâyede dikkat çekici bir ortak nokta bulunuyor.
Atila’nın yazısında, aynı bölgede yolları kesişen Erden Timur, Burak Beşer, Muzaffer Yıldırım ve Menderes Utku’nun bugün farklı suçlamalarla cezaevinde bulunması, İstanbul kulislerinde “Bebeköy’ün laneti” olarak anılan ilginç bir tesadüf zinciri üzerinden ele alınıyor.
Bebek ve çevresi yüzyıllar boyunca bir Boğaz köyüydü. Osmanlı döneminde diplomatların, bürokratların ve Levanten ailelerin yalılarının bulunduğu bu bölge Cumhuriyet döneminde de İstanbul’un en prestijli yerlerinden biri olmayı sürdürdü.
Asıl dönüşüm 2000’li yıllarda başladı.
Boğaz hattında kalan son büyük rezerv arazilerden biri olan Bebek sırtlarındaki geniş alan, gayrimenkul dünyasının radarına girdi. Söz konusu arazi yaklaşık 68 bin metrekare büyüklüğündeydi. Mülkiyet ise devletteydi.
Arazi Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne aitti. Araziyi satın almak mümkün değildi. Bu nedenle geliştirici şirket uzun vadeli kiralama modeli ile projeyi üstlendi. Projeyi geliştiren şirket ise NEF oldu. Şirketin kurucusu ise Erden Timur’du…
Planlanan proje klasik bir rezidans değildi. Proje;konut, kültür, sanat, sosyal alanlar içeren karma bir yaşam alanı olarak tasarlanmıştı. Sektör kulislerinde konuşulan rakamlara göre, yatırım büyüklüğü 400-600 milyon dolar, proje değeri ise 1 milyar doların üzerine çıkabilecek potansiyele sahipti.
Boğaz manzarası olan bir arazi için bu rakamlar şaşırtıcı değildi. O günlerde proje konuşulmaya başladığında İstanbul’da başka bir tartışma da başladı. Hafızasını tazeleyeyim.
Katar sermayesi…
Birçok büyük proje için Katar fonlarının yatırım yaptığı konuşuluyordu. Bebeköy projesi de bu tartışmanın içine girdi.
Gayrimenkul kulislerinde, “Projede Katar finansmanı var mı?”, “Arazi Katarlılara mı devredilecek?” soruları sıkça dile getirildi. Ancak resmi kayıtlarda projenin geliştiricisi NEF olarak yer aldı.
Katar’ın projede yatırımcı olduğuna dair doğrulanmış resmi bir bilgi hiçbir zaman açıklanmadı. Bu iddialar uzun süre gayrimenkul kulislerinde dolaşan dedikodular olarak kaldı.
Bebeköy hattı sadece gayrimenkul projeleriyle değil, İstanbul gece hayatıyla da konuşuldu. Bu bölgede yıllar içinde açılan mekânlar şehrin en popüler adresleri haline geldi.
Bunlardan biri de Momo Bebeköy’dü.
Mekânın işletmeciliği iş dünyası ve gece hayatının bilinen isimlerinden Burak Beşer’di.
Aynı bölgede daha önce faaliyet gösteren bir diğer mekân ise Bebeköy MAC adı ile Muzaffer Yıldırım tarafından açıldı.
Sonrasında mekan Clubhouse adlı işletmeye dönüştü. Buranın da resmi sahibi Menderes Utku’ydu.
Yukarıda adı geçen projeler ve mekanlar İstanbul’un en gözde mekanları, sahipleri de en popüler isimlerdi.
Ancak gelin görün ki, aynı çevrede yolları kesişen bu isimlerin hepsinin yolu bugün cezaevinde buluştu.
Tesadüf mü?
Belki.
İstanbul kulislerinde ise bu durum için esprili bir ifade dolaşmaya başladı.
Boğaz’ın en güzel manzaralarından birine sahip olan Bebek sırtlarında yıllar boyunca, milyar dolarlık projeler konuşuldu, uluslararası yatırım söylentileri dolaştı, şehrin en popüler mekânları açıldı. Bugün ise aynı adres bugün başka bir hikâyeyi de hatırlatıyor. Yükselişlerin, şöhretin ve bazen de beklenmedik düşüşlerin hikâyesini.
Bu yüzden de, İstanbul’da bazıları o bölgeden “Bebeköy’ün laneti” diye söz ediyor.
Füze yağarken Dubai’de 3,2 milyar dolarlık konut satıldı