<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KPMG &#8211; EmlakNews.com.tr</title>
	<atom:link href="https://www.emlaknews.com.tr/haberler/tag/kpmg/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.emlaknews.com.tr</link>
	<description>Emlak Haberleri ile Sektörün Nabzı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 24 Jun 2020 14:11:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.5.8</generator>

<image>
	<url>https://www.emlaknews.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/cropped-emlaknews-kare.png</url>
	<title>KPMG &#8211; EmlakNews.com.tr</title>
	<link>https://www.emlaknews.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tekno-emlak çağı başlıyor</title>
		<link>https://www.emlaknews.com.tr/haberler/tekno-emlak-cagi-basliyor/</link>
					<comments>https://www.emlaknews.com.tr/haberler/tekno-emlak-cagi-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Belibağlı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Dec 2017 14:31:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KPMG]]></category>
		<category><![CDATA[PropTech]]></category>
		<category><![CDATA[Tekno-emlak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.emlaknews.com.tr/?post_type=haberler&#038;p=311046</guid>

					<description><![CDATA[KPMG’nin araştırmasına göre, küresel gayrimenkul endüstrisi, PropTech‘in avantajlarından yararlanmak için strateji oluşturmakta yavaş kaldı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Teknolojiyle birlikte yol alan gayrimenkul sektöründe artık yeni bir tanım var; PropTech… Dijital çağda gayrimenkul sektörünün yeni teknolojilere mesafesini inceleyen KPMG&#8217;nin araştırmasına göre, küresel gayrimenkul endüstrisi, PropTech‘in avantajlarından yararlanmak için strateji oluşturmakta yavaş kaldı. 36 ülkeden gayrimenkul sektörü yöneticileriyle yapılan araştırmada, katılımcıların yüzde 86&#8217;sı dijital ve teknolojik yeniliği fırsat olarak görüyor.</p>
<p>Ancak sadece yüzde 34&#8217;ü kurumsal çapta bir dijital stratejiye sahip olduğunu söylüyor. ABD ve Asya Pasifik ülkeleri gayrimenkul teknolojilerinde hayli ilerlemiş durumda. Avrupa ve Türkiye ise geriden geliyor ancak potansiyel yüksek.</p>
<p>KPMG, küresel gayrimenkul endüstrisinin yeni nesil teknolojilere yaklaşımını araştırdı. 36 ülkede gayrimenkul sektöründeki 130&#8217;dan fazla yöneticiyle yapılan araştırma, dünyada gayrimenkulün artık bir üründen çok bir hizmete dönüştüğünü ortaya koyuyor. Dijital çağın merkezindeki ‘Büyük Veri&#8217; gayrimenkul sektörünün de geleceğine yön veriyor. Gayrimenkul şirketleri artık ellerinde bulunan devasa boyuttaki büyük veriyi analiz ederek yatırım kararları alıyor, teknolojiyle uyumlu yenilikçi çözümler geliştiriyor ve müşterilerin değişen ihtiyaçlarına hızla yanıt verebiliyor.</p>
<p>Küresel ölçekte ‘PropTech&#8217; adı verilen ve gayrimenkullerin inşa, işletme, pazarlama ve satış alanlarındaki dönüşüm teknolojilerine,bölgeler arası farklılıklar olsa da,sektör oyuncuları büyük ilgi gösteriyor.</p>
<p>KPMG Türkiye İnşaat Sektör Lideri İsmail Önder Ünal, “Günümüzde gayrimenkul yatırım analizleri, sektör uzmanlarının kişisel deneyimlere dayanarak ve güncel gelişmelerin yorumlanmasıyla yapılıyor. Gelecekte, tüketicilerden ve gayrimenkul piyasasından elde edilen veriler yapay zekânın da kullanımıyla anlamlı bilgilere dönüştürülecek. Örneğin bir AVM yatırımcısı PropTech ile yaya ve araç trafiği, arsa fiyatları, proje geliştirme maliyetleri ve çevredeki rakipleri içeren kapsamlı bir veri setini inceleyerek yatırım kararı verecek. Ya da şirketler PropTech uygulamalarıyla şehir içi ulaşım süreleri ve çalışanlarının yaşadığı bölgeleri analiz ederek, olası bir taşınma durumunda kendilerine ve çalışanlarına en uygun ofis ilanlarına yönlendirilebilecek” dedi.</p>
<p>Ünal şöyle devam etti: Gayrimenkul sektöründeki karar alıcılar, tüm sektörlerde yeni teknolojilerin benimsendiğini fark ettiler ve şimdi kendilerinin aynı dönüşümü nasıl yapacağını araştırmaya başladılar. PropTech bu şekilde doğdu ve özellikle kısa ve uzun dönemli emlak ilan listeleme teknolojileri, ofis paylaşım ekonomisi, eve servis hizmetleri, tesis yönetimi, inşaat teknolojileri gibi alanlarda gelişti. Ayrıca inşaat ve gayrimenkul oyuncuları PropTech aracılığıyla sosyal mecralar üzerinden davranışları incelenen tüketiciler için kişiselleştirilmiş pazarlama stratejileri de hazırlanıyor. Bu uygulamalar PropTech&#8217;e ilgiyi artırıyor” dedi.</p>
<p><strong>Ünal, sektörün teknolojiye yaklaşımını şöyle anlattı:</strong></p>
<p>“Aslında dünyada tüm sektörlerde yeni teknolojiler ve alternatif çözümler hızla kendine yer buluyor. Bu nedenle gayrimenkulde PropTech hızla kabul gördü ancak araştırmadan anlıyoruz ki çok az sayıda şirket uygulamaya geçti. Oysa şu anda en büyük fırsatlardan biri, gayrimenkul sektörünün bilgi akışı sayesinde erişebildikleri tüketici verilerini işleyip hızlı ve doğru kararlar alabilmesi. Verilerden yola çıkarak alınan kararlar şirketlerin, gayrimenkulden faydalanma, yatırım ve rakip analizi gibi konularda kendilerini geliştirmelerini sağlıyor. Etkili veri analitiği müşteri hizmetlerini geliştiriyor ve rekabet üstünlüğü getiriyor.Geleneksel şirketler dijital dünyada hayatta kalmak istiyorsa kültürel bir dönüşüm ve zihniyet değişikliği gerçekleştirmek durumunda. Gayrimenkul sektöründe de büyük veriyi işleyen ve müşterisinin ihtiyacını müşteri fark etmeden tahmin edip öneren şirketler dijital çağda avantajlı olacak.”</p>
<h2>‘Evet fırsat var ama stratejimiz yok&#8217;</h2>
<p>Araştırmadan dikkat çeken bazı başlıklar şöyle:</p>
<p>-Araştırmaya katılanların yüzde 86&#8217;sı dijital ve teknolojik yeniliği fırsat olarak görüyor, yüzde 4&#8217;ü ise ‘tehdit&#8217; diyor.<br />
-‘Fırsat&#8217; diyenlerin ezici çoğunluğuna rağmen katılımcıların sadece yüzde 34&#8217;ü şirketlerinin kurumsal bir dijital stratejiye sahip olduğunu söylüyor. Rakamlar dünyanın tüm coğrafi bölgelerinde tutarlı. Bu durum, gayrimenkul sektörünün değişim dalgasıyla hareket etmesi için hala yapılması gereken çok şey olduğunu söylüyor.<br />
-Yüzde 92&#8217;si dijital ve teknolojik değişimin sektörü etkileyeceğini düşünüyor.<br />
-Yüzde 53&#8217;ü teknolojik inovasyon olgunluğu açısından işletmelerini 5 veya daha düşük sıralamaya koyuyor.<br />
-Yüzde 74&#8217;ü kurumsal gayrimenkul sektöründeki dijital / teknolojik yeniliklerin son 12 ay boyunca arttığını söylüyor.<br />
-Önümüzdeki 5 yıl içinde hangi teknolojik yenilikler gayrimenkul sektörünü etkileyecek sorusuna verilen yanıtlar; Büyük Veri ve Veri Analitiği (yüzde 44), Nesnelerin İnterneti (yüzde 16), Yapay Zeka (yüzde 15), Robotik (yüzde 6), Sanal Gerçeklik (yüzde 6), Sürücüsüz otomobiller (yüzde 5), Blockchain (yüzde5), 3D baskı (yüzde 3) şeklinde oldu.<br />
-Muhtemelen yapay zeka, Nesnelerin İnterneti, sanal gerçeklik gibi teknolojiler önümüzdeki 5, 10, 15 yıl içinde etkili olacak. Ancak geliştiklerinde hayli büyük etki oluşturacak. Araştırma bu nedenlerle, gayrimenkul sektörü oyuncularının net bir dijital strateji geliştirmesi, hızla uygulaması ve tüm iş evrelerine ve değer zincirlerineentegre etmesi gerektiğini ortaya koyuyor.<br />
-Araştırmadan iki önemli sonuç çıkıyor. İlki; gayrimenkul şirketleri teknolojinin işlerini daha verimli hale getireceğini kabul etmeye başlıyor ancak geçiş süreci ve uygulama konusunda eğitim gerekiyor. İkincisi; sektör toplanan verinin, doğru karar alma, hızlı raporlama, performans arttırmada kullanılabileceğinin farkına varıyor. Ancak bunu tüketiciye sunmak için de bir stratejiye ihtiyaç var.<br />
-Yüzde 53&#8217;ü Veri Analitiğinin önümüzdeki 3 yıl içinde öneminin artacağına inanıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.emlaknews.com.tr/haberler/tekno-emlak-cagi-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel altyapı sektörüne politik belirsizlikler damga vuracak</title>
		<link>https://www.emlaknews.com.tr/haberler/kuresel-altyapi-sektorune-politik-belirsizlikler-damga-vuracak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Belibağlı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Mar 2017 10:11:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2017 Altyapı Sektöründe Gelişen Trendler raporu]]></category>
		<category><![CDATA[KPMG]]></category>
		<category><![CDATA[küresel altyapı yatırımları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.emlaknews.com.tr/?post_type=haberler&#038;p=291282</guid>

					<description><![CDATA[KPMG’nin ‘2017 Altyapı Sektöründe Gelişen Trendler’ başlıklı raporu, inşaat ve altyapı sektöründeki küresel trendlere ilişkin değişim ve gelişmeleri ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KPMG, 2017 Altyapı Sektöründe Gelişen Trendler</strong> başlıklı raporunu yayımladı. Raporda gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde politik belirsizliğin devam edeceği ve bununla birlikte fonlama güçlüğünün oluşacağına ilişkin beklentilere yer verilirken teknolojik değişimler, projelerden finansal getiriye ek olarak beklenen çevresel fayda, kamuda şeffaflık beklentilerinin <strong>alt yapı</strong> sektörünün geleceğini temelden etkileyeceği belirtildi.</p>
<p><strong>KPMG İnşaat Sektör Lideri İsmail Önder Ünal</strong>, raporda özetlenen trendlerin dolaylı olarak, yatırım modellerinin de değişmesine neden olacağını belirterek “2016 raporunun temel öngörüsü ‘belirsizliğin normalleşmesi’ olarak özetlenmişti. 2017 raporunda bu tespit teyit edilirken yeni kavramlar da ekleniyor. Enerji, ulaşım ve teknolojinin bütünleşmesi daha da belirginleşiyor ve hükümetlerce bu bütünleşmeyi destekleyecek yatırımlar daha ön plana çıkacak” dedi. Dünyayı çevreleyen politik belirsizliklerin ve hükümetlerin popülist politikalarının finansman ve fonlama üzerinde baskı yaratacağını ifade eden Ünal, bu baskının 2017 yılı ve sonrasının şekillenmesinde önemli etkileri olacağına dikkat çekti.</p>
<h2>‘Alyapı ihtiacı var, finansman yok’</h2>
<p>Dünyada altyapı ihtiyacının giderek artmasına rağmen bu talebi karşılayacak finansman bulunamadığına dikkat çeken Ünal, şunları söyledi:</p>
<p>“Finansman konusu yeni araçlarla aşılmaya çalışılıyor. Örneğin Türkiye’de son dönemde gündemde olan varlık fonu, altyapı finansmanı için bulunan çözümlerden biri. Kamu-Özel İşbirliği bir süredir zaten bu kapsamda kullanlan bir araçtı. Yine altyapının bedelini kullanıcının ödemesi de öne çıkan trendlerden. Ancak yatırımcılara verilen minimum kullanım taahhütleri ile büyük projelerde bu kısmen sağlanabiliyor ve finansman yükünü yine kamunun üstlenmesi gerekebiliyor.”<br />
Altyapı ihtiyacının yüksek, finansman olanaklarının ise kısıtlı olduğu bir ortamda, altyapı projeleri planlanırken daha çevreye duyarlı ve insan odaklı olunması gerektiğini vurgulayan Ünal, ”Gelişen teknoloji klasik davranış kalıplarını etkilediği gibi insanların altyapıdan beklentilerini de etkiliyor. Yaşamın her yerinde hissedilen hıza ve konfora altyapı hizmetlerinde de ulaşılmak isteniyor. Örneğin İstanbul’da hangi yolu ya da köprüyü kullanacağımıza karar verirken önce akıllı telefonumuza bakıyoruz. Her alanda olduğu gibi altyapı hizmetlerine de internet üzerinden ulaşılabilmesi ve bu hizmetlerin takip edilebilmesi çok önemli” diye konuştu.</p>
<p><strong>Önder Ünal, ‘2017 Altyapı Sektöründe Gelişen Trendler’ raporunun ortaya koyduğu küresel trendleri şöyle sıraladı:</strong></p>
<h2>Enerji, ulaşım ve teknoloji daha da bütünleşecek</h2>
<p>Bu kısa vadede çok konuşulacak ama nispeten daha az yol kat edilecek bir konu. Enerjide artan talep, bunun hanehalkına ulaştırılmasında özellikle ulaşım ve teknoloji ile entegre yeni yöntemlere doğru bir arayışa yönlendirecek. Enerjide kimse yakın zamanda atıl kalma riski olan bir yatırım yapmak istemeyecek ama hiçbir yerel yönetim de buna ilişkin bir kumar oynamaya cesaret edemeyecek. Bu çıkmazın enerjiye olan bakış açısında ve çözüm yöntemlerinde değişiklik için baskı oluşturacağı düşünülüyor.</p>
<h2>Popülist gündemlere dikkat</h2>
<p>Pek çok ülkenin hükümet politikalarında altyapıyla desteklenen popülist gündemlere doğru bir yönelme olması, başlıca üç alt trendi de beraberinde getirecek gibi görünüyor. İlki, altyapı bütçelerinin artırılmasına ihtiyaç duyulacak olması. Raporda bu durumun çoğunlukla vergi mükelleflerinin vergileri ile finanse edilecek projelerin, bütçelerde açıklar oluşturmasının muhtemel olacağı değerlendiriliyor. İkinci alt trend olarak uluslararası tecrübeye sahip oyuncular yerine yerli oyunculara öncelik veren korumacı politikaların önce çıkması gösteriliyor. Son alt trend ise altyapı önceliklerinde hem daha popüler varlıklara ve ‘önce insan’ projelerine, hem de altyapı geliştirmeyi hızlandıran yeni teknoloji ve modellere doğru yönelinmesi olarak ortaya çıkıyor.</p>
<h2>Müşteri davranışı dikkate alınmalı</h2>
<p>Rapora göre, altyapı yatırımlarında gelişen demografik yapının ve insan davranışlarının dikkate alınması gerekiyor. Örneğin gelir seviyesi arttığında havayolu ulaşımına olan talep, eğitim seviyesi yükseldiğinde daha çevreci ulaşım ve enerji tercihlerine olan talep artıyor. Ayrıca bazı hükümetlerin, daha büyük altyapı sorunlarını çözmek için bu değişimlerden faydalanacaklarını öngörülüyor.</p>
<h2>Hükümetlerden sosyal yatırımlar bekleniyor</h2>
<p>Geçtiğimiz yıllarda dünyada hükümetlerin üzerinde çevresel ve sosyal faydaları daha yüksek altyapı yatırımları yapmaları yönündeki baskı gözlemlenmişti. Bu baskının sonucu hem özel hem kamu sektörü yatırımcıları finansal getiri ile birlikte sosyal ve çevresel etkileri arttıran yatırımları önceliklendirme çabası içerisindeler. Dolayısı ile de bu alanda önceliklendirdikleri yatırımlarının gerçek etkilerini ölçüp bunları halkla paylaşmaya yönelik önemli çabalar sarf edecekler. Çünkü toplumlar hükümetlerden ‘eşitlik’ ilkesini öne çıkaran sosyal yatırımlar bekliyor. Kurumsal yatırımcılar, finansörler ve fonlar ortaklarından gelen baskıyla finansman sağladıkları projelerde çevre duyarlılığını daha fazla görmek istiyor.</p>
<h2>Değer yitirme riskini artacak</h2>
<p>Bu yıl, altyapı sahiplerinin ve operatörlerinin sağlam teknoloji planları geliştirmeye ve rekabet üstünlüğü kazanmak ile yatırımlarından olabildiğince hızlı geri dönüş elde etme arasında bir denge kurmaya odaklanacakları tahmin ediliyor. Ayrıca, bazı hükümetlerin ‘teknoloji takip ediciler’ olmaktan ‘teknoloji öncüleri’ olmaya yönelmeleri ve bu sayede hem vatandaşlarıyla daha yakın iletişim kurup hem de altyapılarının verimliliğini artırmaları bekleniyor. Altyapıda kullanılan teknoloji iki başlık altına incelenirse daha anlaşılır bir hale bürünüyor. Öncelikle gelişen teknoloji ile altyapı yatırımlarındaki tercih değişiklikleri öne çıkacak. Örneğin güneş enerjisi ile ilgili teknoloji geliştikçe klasik enerji santrallerine olan yatırım ya da mobil iletişim teknolojisinin gelişmesi ile klasik kablo hatlarına olan yatırımın azalmasını, tercih değişikliği olarak belirtebiliriz. Diğer yandan mevcut altyapının inşası ve işletilmesinde kullanılan teknolojiyi ele alabiliriz. KPMG 2016 yılı Küresel İnşaat Araştırması da bu konuya odaklanıyordu. Burada daha çok altyapı projelerinin hayata geçirilmesi ve işletilmesi esnasında kullanılan bilgisayar programları, robotlar, insansız hava araçlarının kastedildiğini belirtebiliriz.</p>
<h2>Daha fazla faydaya odaklanılacak</h2>
<p>Gelişen ülkelerde, kapasiteyi artırmak için temel altyapı seçeneklerine başvurma ihtiyacı halen sürüyor. Gelişmiş ülkelerde ise, altyapı sahiplerinin gelişmiş performans, kapasite, güvenilirlik ve hizmet sunumu sağlayacak daha küçük yatırımlara odaklanmaları bekleniyor. Ayrıca, özellikle şehir yönetimlerinin, çeşitli sektörlerdeki yoğun talebin daha iyi yönetilmesine yardımcı olacak davranışları nasıl teşvik edebileceklerini düşünmeye başlayacakları tahmin ediliyor.</p>
<h2>Hükümetler farklı finansman yolları arayacak</h2>
<p>Günümüzde hükümetlerin kullandığı iki tip altyapı yatırımı finansmanı yöntemi var; vergiler yolu ile ödeme yada kullanıcıların yatırımı finanse etmesi. Mevcut iki yöntemden birini seçmek pek çok altyapı yatırımının finansmanına çözüm sağlarken, kullanıcıların yapacağı ödemenin altyapı yatırımının maliyetini karşılamadığı durumlarda, finansman yetersiz kalıyor.</p>
<p>Altyapıya finansman sağlama konusunda daha stratejik bir çözüme ihtiyaç var ve KPMG olarak 2017 yılında altyapı yatırımları için ödemeyi hükümetlerin mi yoksa kullanıcıların mı ödeyeceği konusunun çok tartışılan konulardan birisi olacağını düşünüyoruz. Hangi alternatif finansman çözümü tercih edilirse edilsin hükümetlerin, elde edilen gelirlerin nasıl kullanılacağı konusunda halka karşı şeffaf olmaları gerekecek.</p>
<h2>Hükümetler daha fazla risk almalı</h2>
<p>Hükümetlerin artık sadece bir finansal anlaşma yapmaktan ziyade o anlaşmaya konu altyapının sağlayacağı faydalara da odaklanmaları gerekecek. Hükümetler, proje ilerledikçe riskleri yatırımcılara devredebileceklerini hatta projeyi tamamen satabileceklerini bilerek, altyapı programlarının ilk aşamalarında daha fazla risk almaları gerektiğini anlamak zorundalar. Ayrıca, özellikle gelişen ülkelerdeki hükümetlerin, pazar oluşturmada belli bir rollerinin olduğunu ve yeni altyapının sağlayacağı faydaların üstlenecekleri ek riskten çok daha fazla olduğunu bilmeleri gerekiyor.<br />
Getiri arayışının, yatırım piyasalarındaki bütünleşmeyi tetiklemesi bekleniyor. Önümüzdeki yıl, getiri arayışının devam etmesiyle birlikte farklı yatırımcı tipleri arasındaki ince çizgi de giderek kaybolacak.</p>
<h2>Altyapı küreselleşmesi devam edecek</h2>
<p>Altyapının küreselleşmesi kısaca altyapı yatırımlarını hayata geçiren müteahhitlerin ve altyapı yatırımlarını finanse eden sermayenin küresel olması ile açıklanabilir. Bu iki ana kalemdeki küreselleşme altyapı yatırımlarını rekabete açarak daha uygun bütçelerle daha kaliteli altyapı yatırımlarının gerçekleştirilmesine olanak sağlayacak. Altyapı oyuncuları küresel kapasitelerini artırma ve ulusal sınırların dışına çıkma konusunda daha iştahlı olacak. Artan korumacılık ve ulusalcı söylemler, değişen sosyal tercihler, yerlileşmeye verilen önemin artması, kırılım yaratan ticaret anlaşmaları ve diğer bazı belirsizlikler küreselleşme isteğini baltalayabilir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KPMG: İnşaatta potansiyel yüksek ama kur ve faiz riski var</title>
		<link>https://www.emlaknews.com.tr/haberler/kpmg-insaatta-potansiyel-yuksek-ama-kur-ve-faiz-riski-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Belibağlı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Jan 2017 10:29:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[faiz riski]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Önder Ünal]]></category>
		<category><![CDATA[KPMG]]></category>
		<category><![CDATA[kur riski]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye 2017 İnşaat Sektör Raporu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.emlaknews.com.tr/?post_type=haberler&#038;p=288098</guid>

					<description><![CDATA[KPMG’nin yayınladığı Türkiye 2017 İnşaat Sektör Raporu, 2017’de büyük bir potansiyel taşıyan inşaat sektörü, döviz kuru ve faizdeki artıştan etkilenecek. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KPMG Türkiye 2017 İnşaat Sektör Raporu</strong>’na göre, Türkiye’nin aldığı göç, yabancıların konut talebi, pazardaki potansiyel talep ve kentsel dönüşüm projeleri 2017’de inşaat sektörü için umut vaat ediyor. Ancak döviz kuru ve faizdeki artış, 2017’de inşaat sektörüne doğrudan yansıyacak. K<strong>PMG Türkiye İnşaat Sektör Lideri</strong> <strong>İsmail Önder Ünal</strong>, dövizdeki belirsizlikten endişe eden yatırımcının sığınılacak bir liman olarak konuta yönlenebileceğini belirterek.</p>
<p><a href="http://www.emlaknews.com.tr/wp-content/uploads/2016/11/ismail-unal.jpg"><img decoding="async" class="alignright wp-image-283136 size-medium" src="http://www.emlaknews.com.tr/wp-content/uploads/2016/11/ismail-unal-300x145.jpg" width="300" height="145" /></a></p>
<p>2016 yaz aylarında yaşadığı sarsıntının ardından hızla toparlanan inşaat sektörünün 2017’deki yüksek potansiyelinin gerçekleşmesi için bir ivmeye ihtiyaç duyduğunu söyleyen Ünal, “Döviz kurlarındaki hareketlilik, inşaat sektörünün performansını belirleyecek. Yatırımcının, kur artışı maliyetlere yansımadan alım fırsatlarını değerlendirmek istemesi kısa vadede hareket yaratabilir” diye konuştu.</p>
<p>KPMG Türkiye 2017 İnşaat Sektör Raporu’nun öne çıkan başlıkları şöyle:</p>
<h2>Sektörün hasılattaki payı artıyor</h2>
<p>&#8211; İnşaat sektörünün toplam hasıladaki payı düzenli olarak artıyor. 2000’de toplam hasılanın yüzde 4,6’sı inşaat sektörü tarafından oluşturulurken bu oran 2010’da yüzde 6’ya ve 2015’te yüzde 7,3’e yükseldi. 2016’nın ilk 3 ayında yüzde 7,6’ya çıktı. Çeyrek bazında en büyük katkısı yüzde 8,3 ile ikinci çeyrekte oldu. Bu oran, 1998’den bu yana açıklanan tüm veriler içinde en yükseği oldu.<br />
&#8211; İnşaat sektörü, istihdam için de önemli. 2016 yılının ilk 9 ayında ortalama 27 milyon 300 bin kişi istihdam edildi, bunun 2 milyona yakın bölümü inşaat sektöründe çalıştı.<br />
&#8211; 2016 yılının ilk 11 ayında konut satışları (1 milyon 199 bin adet) 2015’in aynı dönemine göre (1 milyon 147 bin adet) yüzde 4,6 artış gösterdi.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-288100" src="http://www.emlaknews.com.tr/wp-content/uploads/2017/01/kpmg-rapor.jpg" alt="" width="825" height="400" /></p>
<h2>Konut satışları kasım ve aralıkta pik yaptı</h2>
<p>&#8211; 2016 yılında aylık ortalama 109 bin, günlük ortalama 3 bin 600 adet konut satıldı. Aylar bazında 2016 yılının zirvesinde kasım ve ekim ayları var. Düşen faiz oranları ve TOKİ kampanyalarının da etkisiyle bu aylarda satılan konut sayısı bir önceki senenin aynı aylarına göre yüzde 25 arttı.<br />
&#8211; Yılın ilk 11 ayında satışların en az olduğu ay ise 81 bin konut ile darbe girişiminin yaşandığı Temmuz ayı oldu.<br />
&#8211; 2016’nın ilk 11 ayında yabancılara 16 bin 549 konut satıldı. Bir önceki yılın ilk 11 ayında ise yabancılara 20 bin 547 konut satılmıştı. Yüzde 19’luk düşüş gerçekleşti. Yabancı alıcıların Ekim başı itibariyle 3 TL’yi aşan ve Kasım ayı sonunda 3,50 TL’ye dayanan dolar kurundan etkilendikleri tahmin ediliyor.</p>
<h2>Yurtdışı performansı düştü</h2>
<p>&#8211; 2016’nın ilk 11 ayında Türk müteahhitlik firmaları yurtdışında kazandıkları 92 proje için 7,7 milyar dolarlık sözleşme imzaladı. 2016’da sektör son 10 yılın en zayıf performansını sergiledi. Proje sayısı bazında yüzde 59, toplam proje bedeli bazında yüzde 65’lik daralma yaşandı. Rusya ile yaşanan uçak krizi Rus inşaat pazarında ciddi payı olan Türk firmalarını önemli ölçüde etkiledi.</p>
<h2>Kur tehdidi var</h2>
<p>&#8211; Türkiye’nin demografik yapısından kaynaklanan konut ihtiyacı, halkın tasarruf ve yatırım tercihleri, yakın coğrafyalardaki sorunlar nedeniyle aldığımız göç ve yabancılardan gelen konut talebi birlikte düşünüldüğünde pazarda hala talep kaynaklı önemli potansiyel olduğu söylenebilir. Kentsel dönüşüm projelerinin büyüklüğü, doğal nüfus artışı ve bunun getirdiği nitelikli konuta yönelik taleple birleştiğinde konut sektörü, ekonominin lokomotifi olmaya devam edecek.<br />
&#8211; Ancak ekonomiye yön veren inşaat sektörü ülkenin ekonomik performansından doğrudan etkileniyor. Döviz kurları ve faizdeki gelişmeler inşaat sektörünün 2017 yılı performansında temel belirleyici faktörler olacak. Konut piyasasında faiz düşüşleri talebi tetikliyor. Ama döviz kurlarındaki artışın inşaat maliyetlerini etkilemesi kaçınılmaz. Bundan etkilenmek istemeyen yatırımcıların tamamlanma aşamasında olan projelerde son alım fırsatlarını değerlendirmek isteyeceği öngörülebilir. Her zaman güvenli yatırım olarak görülen gayrimenkulün, sığınılacak bir liman olarak değerlendirilmesini de bekleniyor.<br />
&#8211; Yurtiçi altyapı yatırımları; İzmir-Ankara otoyolu, nükleer santraller, Kanal İstanbul ve şehir hastaneleri gibi devam eden ve planlanan projelerle devam edecek gibi görünüyor.</p>
<h2>Yurtdışında hedefi 25 milyar doların üstü</h2>
<p>&#8211; Yurtdışında rekabetçi gücünü uzun süredir ENR (Engineering News-Record) listesinde ilk 3 sırada yer alarak kanıtlayan inşaat sektörünün hedefi yıllık 25 milyar ABD Doları yeni proje üstlenme ortalamasını yukarı çekmek olacak.<br />
&#8211; Petrol fiyatları ve siyasi karışıklıklar nedeniyle olumsuz etkilendiği mevcut pazarları, Afrika, İran, Güney Amerika gibi alternatif pazarlarla destekleme arayışı 2017 yılında da devam edecek.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Avrupanın yeni cazibe merkezleri İsveç ve Finlandiya’</title>
		<link>https://www.emlaknews.com.tr/haberler/avrupanin-yeni-cazibe-merkezleri-isvec-ve-finlandiya/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Belibağlı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Dec 2016 13:20:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KPMG]]></category>
		<category><![CDATA[Sinem Cantür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.emlaknews.com.tr/?post_type=haberler&#038;p=286693</guid>

					<description><![CDATA[KPMG’nin Gayrimenkul Kredileri Barometresi 2016 araştırmasına göre, Almanya ve İngiltere, gayrimenkul piyasasındaki tahtını kuzey ülkelerine kaptırıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KPMG</strong>’nin 21 ülkeden yaklaşık 100 bankanın temsilcileriyle görüşülerek yaptığı ‘<strong>Gayrimenkul Kredileri Barometresi 2016 Araştırması</strong>’na göre, Çin’deki ekonomik büyümenin yavaşlaması, Rusya ile AB arasındaki gerilim ve Avrupa’daki artan terör olayları belirsizliği körükleyince <strong>İngiletere </strong>ve<strong> Almanya</strong> gayrimenkul yatırım hacminde kan kaybetmeye başladı. İlginin kuzeye kaydığını ortaya koyan araştırmaya göre, <strong>İsveç</strong> ve <strong>Finlandiya</strong> yeni cazibe merkezleri olma yolunda yükseliyor.</p>
<h2>İngiltere ve Almanya hacim kaybediyor</h2>
<p><a href="http://www.emlaknews.com.tr/wp-content/uploads/2016/12/sinem-canturk.jpg"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-286695 size-medium" src="http://www.emlaknews.com.tr/wp-content/uploads/2016/12/sinem-canturk-300x200.jpg" alt="sinem-canturk" width="300" height="200" /></a></p>
<p><strong>KPMG Türkiye Bilgi Sistemleri Risk Yönetimi Bölüm Başkanı ve Şirket Ortağı Sinem Cantürk,</strong> gayrimenkul yatırım hacminin İngiletere’de yarı yarıya, Almanya’da ise üçte bir azaldığını söyledi. Fransa’nın ise 10 milyar euroya yaklaşan yatırım hacmiyle, 2014 yılında kazandığı üçüncülüğü geri aldığını kaydeden Cantürk, “2016 yılının ilk yarısındaki en büyük yatırım piyasaları arasında yıllık bazda en yüksek artış Finlandiya’da yüzde 34 ve İsveç’te yüzde 29 artış gerçekleşti” dedi.</p>
<p>Rusya dahil olmak üzere Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde büyüme potansiye bulunduğunu kaydeden Cantürk, “Rusya, Orta ve Doğu Avrupa bölgesi, 2016 yılının ilk yarısında yaklaşık 6,5 milyar euro toplam yatırım tutarıyla Avrupa gayrimenkul yatırımı hacminde küçük bir pay alabildi. Buna rağmen, bu bölgenin güçlü bir büyüme potansiyeline sahip olduğu herkesçe biliniyor” diye konuştu.</p>
<h2>Dogu Avruya’da gözler Polonya’da</h2>
<p>Bölgede 2016 yılının ilk yarısında önemli yatırım faaliyetleri gözlendiğini anlatan Cantürk,  yatırımların önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 50 artış kaydettiğini de vurguladı. Yatırımcıların bu bölgede en fazla ilgi gösterdiği ülkenin ise  2,07 milyar euroluk yatırımla Polonya, ve 910 milyon eurolik yatırımla Macaristan olduğuna dikkat çeken Cantürk, “Rusya 2016 yılının ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 46’lık önemli bir büyüme kaydetti ve hem bu ülkeye uygulanan yaptırımlara hem de piyasadaki dalgalanmaya rağmen yaklaşık 1,4 milyar euro yatırım çekmeyi başardı” şeklinde konuştu.</p>
<h2>En büyük sorun belirsizlik</h2>
<p>Çin’deki ekonomik büyümenin yavaşlaması, Rusya ile AB arasındaki gerilim ve artan terör olaylarının iş dünyasındaki iyimserliği sınırlandıran nedenlerden bazıları olduğunu kaydeden Cartürk, Brexit’in fiili etkilerinin henüz öngörülemediğini ancak, referandum sonucunun tüm Avrupa’da hatta dünya genelinde yeni makroekonomik ve siyasi belirsizlikler doğurduğunu dile getirdi.  Cantürk, Amerikan seçimlerinin sonucunun da küresel piyasalardaki belirsizliği arttırarak, beklentilerde değişim yarattığını vurguladı.</p>
<h2>Türkiye’de büyüme tahminleri temkinli</h2>
<p>Türk ekonomisinin, 2014 yılında yüzde 3 olan büyüme oranınını, yurt içi talebin ve düşük petrol fiyatlarının desteğiyle 2015 yılında yüzde 4’e yükseltmeyi başardığını kaydeden Sinem Cantürk,buna karşılık ülke içi güvenliğin tehdit altında olması, darbe girişimi ve yatırımcı güveninin azalması sonucu ülkeden sermaye çıkışlarının başlaması gibi bir dizi görece önemli risk unsurunun büyüme tahminlerini doğrudan etkilediğine dikkat çekti. Cantürk Amerikan seçimleri sonrası gelişmekte olan ülkelerden önemli miktardaki sermaye çıkışı yaşanlasının Türkiye’yi de ciddi şekilde etkilediği görüşünü dile getirdi. ” dedi.</p>
<h2>Projeler cazip yatırım fırsatları yaratıyor</h2>
<p>2015 yılındaki ekonomik ve siyasi belirsizliklerin Türk gayrimenkul yatırımı pazarını olumsuz etkilediğini da anlatan Sinem Cantürk, yatırımcıların sanayi gayrimenkullerine olan ilgisinin yatırım seçeneklerinin yetersizliği nedeniyle 2016 yılının ilk çeyreğinde azaldığını kaydetti. Özellikle belirsizlik ortamının yatırımcıların perakende mağaza segmentine olan ilgisinin de azalmasına yol açtığını ifade eden Sinem Cantürk “Bununla birlikte gayrimenkul geliştirme ve yenileme projeleri ile cazip yatırım fırsatları, yatırımcılar tarafından yakından izlendi”  dedi:</p>
<p><strong>Cantürk’ün Türkiye incelemesinde şu başlıklar öne çıktı:</strong></p>
<ul>
<li>Araştırmaya katılan banka temsilcilerinin yüzde 80’i gayrimenkul finansmanının kendi faaliyetleri açısından orta seviyede önemli olduğunu, yüzde 20’si ise çok önemli olduğunu belirtti.</li>
<li>Bankalar gayrimenkul kredilerinin yüzde 57’sini gelir getiren projelere verdi. Son 12-18 aya bakıldığında bankaların yeni gayrimenkul geliştirme projelerine ve gelir getiren projelere kredi vermeye açık olduğu görülüyor.</li>
<li>Araştırmaya katılanların yüzde 60’ı gayrimenkul kredileri için ayrılan karşılıkların yeterli olduğunu düşünüyor. Geri kalan yüzde 40’lık kesim ise yetersiz olduğuna inanıyor. Bankaların verdiği kredilerin ortalama tutarı 19 ile 39 milyon euro. Tercih edilen kredi tutarı ise 19-41 milyon euro arasında…</li>
<li>Bankacılık sektörünün toplam gayrimenkul kredisi portföyünün önümüzdeki 12-18 ayda değişmeyeceğini düşünenler yüzde 60 oranında… Katılımcıların yüzde 40’ı ise portföyün büyüyeceğini savunuyor.</li>
<li>Katılımcıların yüzde 80’i kendi bankalarının gayrimenkul kredisi portföyünün aynı kalacağını ifade ederken, yüzde 20 ise küçüleceğine inanıyor.</li>
<li>Bankalar temkinli yaklaşıyor</li>
<li>2016 yılında Avrupa gayrimenkul piyasasındaki finansman koşulları geçen yıla benzer bir şekilde olumlu olmayı sürdürüyor. Ancak mevcut koşulların gelecekte iyileşeceğine yönelik iyimserlik azalıyor.</li>
<li>Bazı bankalar çok sayıda tahsili şüpheli kredi olayının yaşandığı piyasalara temkinli yaklaşıyor. Bazı yatırım piyasalarında buna bağlı olarak hafif bir gerileme yaşandı.</li>
<li>Banka finansmanında kayda değer iyileşmeler görüldüyse de, pek çok ülke piyasası küresel finans krizinden önceki seviyelere hala ulaşamadı. Analize göre o günleri bir daha görme olasılığımız da yakın zamanda pek yok…</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
