İstanbul Havalimanı’nın ilk oteli hizmete girdi

Ünlü otel zincirinin halkası olan Park Inn by Radisson İstanbul Odayeri, İstanbul Havalimanı’na sadece 6 dakikalık mesafede.

Aile sıcaklığını hissettiren Park Inn by Radisson İstanbul Odayeri, meşe ormanlarıyla çevrili Odayeri Köyü’nde yer alıyor. Köyün hikayesi yaklaşık 140 yıl önce Bulgaristan ve Yunanistan’dan gelenlerin buraya yerleşmesiyle başlıyor. Hıristo isimli bir oduncunun kendine tek odalı bir ev yapıp, civardan gelen herkesi ağırlamasıyla dilden dile “Hiristo’nun tek odalı evine gidelim” anlamına gelen “Odayerine gidelim” deyimi yerleşiyor ve köyün ismi “Odayeri” olarak kalıyor.

Yeşilliklerle çevrili Park Inn by Radisson İstanbul Airport Odayeri Hotel, bulunduğu lokasyon itibarıyla iş, tatil ve diğer amaçlarla seyahat eden tüm havalimanı yolcularının yanısıra, Yeni İstanbul Havalimanı ve çevresindeki işletmelerin çalışanları ile bol oksijen ve yemyeşil doğa eşliğinde zengin açık büfe kahvaltıyla güne başlayıp, mangalla veya şefin hazırladığı lezzetlerle devam etmek isteyen doğa severler için de eşsiz bir konaklama deneyimi sunuyor.

6 dakika sürüş mesafesinde

Yeni İstanbul Havalimanı ve Göktürk’e 6 dakika sürüş mesafesinde bulunan otel, renkli ve konforlu 200 yataklı 97 odası, doğa manzarası eşiliğinde lokal malzemelerle hazırlanan yerel ve uluslararası yemeklerden oluşan Garden Restaurant, yaratıcı kokteyllere ve zengin çay saati büfesine havuz manzarasının eşlik ettiği Lobby&Lounge Bar, akıllı toplantı konseptiyle verimli toplantılara ev sahipliği yapan dört toplantı odası, her türlü ekipmanın bulunduğu fitness salonu, zengin kütüphanesi, ve aktivite alanlarıyla hizmet veriyor.

Gayrettepe gibi merkezi noktalara 25 dakika mesafesiyle şehir merkezinden yemyeşil doğaya en yakın kaçış noktası olan otel, taş ve ahşap başta olmak üzere doğal malzemelerden inşa edilmiş. Her katın ayrı bir renge büründüğü tesiste, dekorasyonda kullanılan renk paletleri doğadan ilham alınarak seçilmiş. Odalarda antibakteriyel kumaşlardan, ışık geçirmeyen perdelere, buğu yapmayan aynalardan, renk değiştiren aydınlatmalara kadar her ayrıntı özenle düşünülmüş.

Renk katıyor

“Hayata renk kat” konseptiyle tasarlanan standart, stüdyo, superior, junior süit ve süit odalarda çağdaş mimari anlayış ve misafirlerin konforu gözönüne alınmış. Uzun kalışlar için bazı odalarda küçük bir mutfak alanı ve giyinme odası bile yapılmış.Modern dizayn edilmiş odalarda hızlı kablosuz internet, özel ayarlanabilir klima, 43-inc Led akıllı televizyon, minibar ve emanet kasası bulunuyor.

Günübirlik ziyaretçileri doğa manzarası eşliğinde, sakin bir gün ve deneyimli şeflerin hazırladığı leziz yemeklerin beklediği Garden Restaurant’ın önünde özel tasarlanmış barbekü bar ve geniş bir yeşil alan var. Burada mangal partilerinin yanısıra doğum günleri, şirket organizasyonları, kır düğünleri de yapılabiliyor.

Hizmetlere tam not!

Kırmızı, sarı, yeşil ve kahverengiye bürünen doğal atmosferiyle görsel bir manzara sunan Park Inn by Radisson İstanbul Airport Odayeri, Radisson’un “Akıllı Toplantı ve Etkinlik Konsepti” ile geliştirilen toplantılara da ev sahipliği yapıyor. En yeni teknolojiyle donatılmış salonlar, yüksek hızda kesintisiz internet, fax ve fotokopi hizmetlerinin yanısıra, sağlıklı toplantı menüleri ve dekorasyonda kullanılan renkler ve objeler verimli toplantıları garantiliyor.

Yatırımcı grubun simgesi olan “Capra Hircus” kaşmir keçisi de, azim ve mücadelenin simgesi olarak inşaat bitmeden çok önce sahada kendi yerini bulmuş. Hatta keçi o kadar önemli ki, toplantı odalarından bazıları ona atfedilmiş.

Ormanla iç içe olan otelde sonbahar yapraklarının arasında yürüyüş yapabilir, orman ve doğa manzarasına karşı kitabınızı okuyabilir, şefin hazırladığı lezzetlerle keyifli bir gün geçirebilir, kuş sesleri ve bol oksijen eşliğinde açık havuzda yüzebilir, orman terapisiyle ruhunuzu ve bedeninizi dinlendirebilirsiniz.

BİJEN ZAMANPUR YAZISI

Kısa bir şekilde size yeni İstanbul Havalimanı yakınındaki girişimimizden bahsetmek isterim.

1970’li yıllardan itibaren hayatım hep gurbet, hasret ve kavuşmaların arasında gidip gelmekle geçti.

İş hayatımın ilk 25 yılında her yıl dört aya yakın süreyi dünyanın değişik ülkelerine iş seyahati yaparak, otellerde konaklayarak geçirdim. Oteller adeta ikinci evim oldu. Biz de o yılların yolları, arabaları, havalimanları ve uçakları ile beraber geliştik, büyüdük. Olanaklar geliştikçe kendimizi daha güvende hissederken, ülkemize ve ailemize daha kısa sürede kavuşur olduk. Onun için olmalı ki, otellere, uçaklara, havalimanlarına, yollara, tren ve arabalara karşı zaafım oldu.Hep daha gelişmişi, güvenlisi ve hızlı kavuşturanını arar, seçer oldum.

Çalışmalar 2001'de başladı

Bu düşünce ile uzun yıllar yaşadığım bölge olan Kemerburgaz’a 8 km mesafedeki Odayeri Köyü’nde 2001 yılında aldığımız arsada otel yapmaya karar verdik. Bu kararda uzun yıllar yoğun seyahatler sonucunda beklentilerime uygun bir otel arayışımın büyük etkisi olmuştur. Çünkü genelde havalimanlarına yakın oteller transit yolcular için düşünülüp, kısa süreli konaklama için planlandığından konsept ve atmosfer olarak bana yakın gelmezdi.

Silk and Cashmere’in sahibi

İstanbul’un kuzeyinde Yeni Havalimanı projesi ortaya çıkınca büyü heyecan duydum. Bir mühendis gözü ile dünyanın en büyük havalimanını yapmanın kolay bir iş olmadığının farkındayım. Ancak ülkemizde çok önemli ve dünya çapında üst düzey projelerin gerçekleştiğini de gördük. Bu heyecanla Havalimanı’na yakın otellerde kişisel deneyimlerimden hareketle eksik bulduğum öğeleri de yerleştirme kararıyla yola çıktım.

İpek Havayolu İstasyonu’nun hemen yanıbaşında

Çin’e 1980’den bu yana 150 defadan fazla seyahat etmiş biri olarak, Tarihi İpekyolu’nun en büyük İpek Havayolu İstasyonu’nun hemen yanıbaşında ilk uluslararası markalı, modern ve sıcak kervansarayını kurmayı hayal ettim.

İstanbul’umuzun binlerce yıllık tarihi zenginlikleri ve güçlü modern şehircilik imkanlarıyla ^dünyanın en önemli şehirlerinden biri olduğunu düşünmekteyim. Bu potansiyel her yıl ülkemiz nüfusundan fazla insanı gökyüzünden bir mıknatıs gibi şehrimize çekmektedir.

Her uyruktan, yaştan, ırktan, kültürden insanlar gökyüzündeki gurbet saatlerinden sonra insanlarımızın hoşgörüsü, sevecenliği ve sevgisi ile karşılanmaktalar. Bu şehir adeta birleştirici rol oynayarak ve harmanlayarak insanları yakınlaştırıyor ve karşılıklı değerlerimize değer katıyor.

Yaşadığım gurbet ve hasretin yolunu izleyerek, sesini dinleyerek ve üzerine deneyimlerimi de ekleyerek girişimimizi şekillendirdik.

Ailemizin iki özelliği, İpek Yolu ve girişimcilikle hep yollarımızın kesişmesidir.

Silk and Cashmere’in yapı taşlarına bakarsanız onda da bu iki özelliği net bir sekilde görmek mümkün.

27 yıl önce, eşim Aysen Zamanpur ve ekibi markamızı yaratırken de Ipek yolunun izlerini sürmüş girişimcilik ruhuyla birleştirmişti.

Projemizi zorlu bir süreçten geçerek, bu küçük şirin köyde yatay mimariyle doğaya uyumlu 200 yataklı otelimizi “Park Inn by Radisson İstanbul Airport Odayeri” adı altında tamamlayarak, hizmete açtık.

Köyümüzün elektrik trafo gücünü 5 kat arttırarak yenisiyle değiştirdik. Köyün sağlık ocağını acil gerekli tıbbi cihazlar ve sarf malzemeleriyle kullanılabilir hale getirdik.Tesisimizde istihdam önceliği köyümüzde ve civar köylerde yaşayanlara verilmiştir.

Lobimizdeki kütüphanenin evimizdeki kitaplardan oluşması ve misafirlerimizin de okudukları kitapları kütüphanemize hediye etmeleri yaratmak istediğimiz sıcak atmosferin sadece bir örneği.

Benzer İçerikler

Yorum Yap

Yorumlar 0

Ajanda

Tümünü Gör

Çok Okunan Haberler