İGA Bilişim tüm dünyaya rol model oldu!

İstanbul Havalimanı’na kurulan İGA Bilişim projesi, Türkiye’de bu alanda gerçekleştirilen en büyük girişim oldu. Geliştirilen sistem uluslararası havalimanları için rol model haline geldi.

Havalimanının 2016'da kurulan savunma amaçlı siber güvenlik sistemi, farklı şirketlerin siber saldırısıyla test edilerek düzenli olarak tatbikat yapılıyor. İGA, 26 farklı siber güvenlik yazılımı ve ürünüyle kendisini korumaya alırken İGA Bilişim, birikimini dünya ile paylaşıyor...

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük bilişim projesi

İstanbul Havalimanı, 200 milyon yolcu kapasitesiyle sadece dünyanın en büyük havalimanı değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük bilişim projesi. Bu proje dünyanın en büyük teknoloji şirketlerini buluşturduğu gibi, Türk mühendislerinin bilişim alanındaki potansiyelini de açığa çıkaran bir deneyim oldu. Dünyanın TIER 3'e (dört dereceli veri merkezi teknolojisi sertifikası) değer görülen ilk havalimanı olan İstanbul Havalimanı, bugün "havalimanı bilişimi" alanında dünyanın en yeni modelini oluşturuyor.

Dünyanın dört bir yanındaki havalimanlarından ekipler, bu modeli keşfetmek üzere Türkiye'ye ziyaretlerde bulunuyor. Bu başarıya imza atan ekibin başındaki İGA Bilişim Genel Müdürü Ersin İnankul, 208 milyon TL bütçeli bilişim projesini 2015 yılında nasıl tasarladıklarını ve 29 Ekim 2018 tarihli açılışa nasıl hazırlandıklarını anlattı...

Ersin İnankul: Dünya görmeye geliyor

Kariyerine TAV'da başlayan Ersin İnankul burada dört yurtdışı havalimanı projesinde proje yöneticisi olarak çalışmış. Daha sonraysa 7 yurtdışı ve 8 ulusal havalimanının yapım ve işletme koordinasyonunu yürütmüş. Türkiye'nin havalimanı bilişimi alanından en uzman profesyoneli haline gelen İnankul şimdi İGA bünyesinde Yeni İstanbul Havalimanı için geliştirdiği bilişim stratejisini görmeye gelen Schiphol, Heathrow ve Changi havalimanları yetkililerini ağırlıyor. Bu havalimanları İGA projesini büyüme projelerinde rol model alıyor.

"En akıllı havalimanı"

Havalimanı bilişimi alanında Büyük Sistem Entegrasyonu (Master System Integration) ismi verilen, "bilişimi havalimanlarının tüm operasyonlarıyla küçük parçalara bölerek entegre etmeyi" amaçlayan bir mantıkla Nisan 2015'te yol haritasını çizdiklerini belirten İnankul, bu tasarımla adım adım akıllı bir havalimanını kurduklarını belirtiyor.

"Akıllı bir havalimanı için ne olmazsa olmaz listesini belirliyorsunuz. Bina yönetim sistemleri, yangın alarm sistemleri bunlar olmazsa olmazlar. Bir de bagaj alma, bagaj bırakma, otomatik bagaj bırakma, kiosk'lar, wi-fi altyapısı, yolcuya vereceğiniz hizmetler, uçak içinde internet, uçuş ekranlarının dizaynı gibi ikincil liste var.

Teknolojik olarak nerede olması gerek?

Üçüncü temel noktaysa, bu havalimanının teknolojik olarak nerede olması gerektiği. Bu havalimanının dünyanın en akıllı hava limanı olması için 72 adet sistem gerekiyordu.

Geldiğimiz noktada her şey entegre olmuş durumda. Şöyle ki, akıllı terminal binalarının yanı sıra uçak yolda gelirken bize bilgilerin akmaya başladığı bir sistem kurduk. Uçak tekeri koyduğu, park ettiği ana kadar bu bilgiler akmaya devam ediyor. Tüm bu bilgiler toplandıktan sonra uçak iki saat içinde geri gitmeden biz faturayı kesip otomatik verebiliyoruz" diyen İnankul, tam kapasite çalışmaya kademeli olarak geçecek havalimanına şimdiye kadar pek çok havayolunun giriş yaptığını, otomasyon ve bagaj okuma gibi dijital sistemlerinin test edildiğini söylüyor.

Yeni havalimanının kademeli olarak yurtdışı uçuşlarına başladığını belirten İnankul, "Bizim açımızdan her şey hazır. Biz havayollarının buraya akın etmesini bekliyoruz" diyor.

"Önce bilişim hazırdı"

Havalimanının bilişim sistemlerinin 2017'te tamamlandığına vurgu yapan inankul, "Hızlı bir projede bilişim hep en sonlarda gelir. Çünkü binanın bitmesini bekler. Biz orada akıllı bir şey yaptık dedik ki 'Biz yetiştiremeyiz'. Üç buçuk yılda inşaatla beraber bütün o tozun toprağın içinde sunucuları, veri merkezini kuramazsınız.

Dedik ki, 'Tüm binalardan bağımsız dışarıda dört bin metrekarelik, (içinde 6 bine yakın sunucunun bulunduğu) bir veri merkezi yapalım'. Bu havalimanına ait bir veri merkezi olsun. Hem sadece bu havalimanına hizmet etsin hem de daha sonra ben buradan hizmet satabileyim.

Bu veri merkezine çalışmalarına başladık 2016'da, sekiz ay içerisinde veri merkezini bitirdik. Havalimanının biten ilk binası oldu. Aslında veriye ne kadar önem verdiğimizi de gösteriyor. 2017'de içine taşındık, sistemleri kurduk. Temmuz 2017'de biz hazırdık. O binayı yapmasaydık bu binanın içindeki veri merkezlerini bekleseydik yetiştiremezdik. Bu örnek bir çalışma oldu. Şimdi biz bütün havalimanlarıyla görüşüyoruz. Ben de her yere konuşmacı olarak gidiyorum. Dubai El Maktum yeni bir havalimanına hazırlanıyor, ilk yaptığı veri merkezi ihalesine çıkmak oldu. Yani burası dünyaya aslında bu bir model oldu" diye konuşuyor.

125 havalimanının bilişim sistemini kurdu

Bu deneyimin şimdiye kadar 125 havalimanının bilişim sistemlerini kuran çok uluslu ekibiyle gerçekleştiğini söyleyen İnankul, 2015'ten bu yana devam eden yoğun süreçte Türk ve uluslararası tüm yazılım şirketlerinin de bu modele ayak uydurduğunu ifade ederek, "Orada zorlandık. Çünkü bizim ülkemizde bir proje yönetim anlayışı var. Hani bir proje başlasın bir ilerleyelim. Biz onlarla 'işe başladık' dediğimizde ilk toplantıyı yaptık. Herkesi çağırdık dedik ki 'Haftada bir toplantı yapacağız.' Herkes güldü. 'Böyle şey olur mu' denildi.

Bir ara yaka da silktiler

Ama biz tüm tedarikçi yazılım şirketlerinin teknik personelini haftada bir, genel müdürlerini ise ayda bir toplantıya çağırdık. Aylık hedef koyduk. Bu hedefi kaç kişi ve saatte yapacağız, onları hesapladık. Bu süreçte, örnek veriyorum donanımı yanlış getiren firmalar oldu. Acil, uçak kargoyla yeniden getirmek zorunda kaldık. Yazılım tarafında geri kalan firmalar oldu. Ekiplerimizi bu firmalara gönderdik, gece gündüz çalıştılar.

Entegrasyon kısmında başaramayanlar oldu. Küresel dev firmalar kafamızdaki entegrasyon listesine ayak uydurmayı başaramadı. İngiliz, Brezilyalı ekipler getirdiler. Olmayınca, biz Türkiye'den bir ekip oluşturduk, başına bizden bir arkadaş koyduk. Hep aksayan yerde kendimiz el attık" diyor.

"Siber güvenlik en zoru"

Siber güvenlik konusunun bir havalimanı için en önemli konu olduğunun altını çizen İnankul, havalimanında kullanılan tüm yazılımları siber güvenlik testlerinden geçirerek kullandıklarını ve "oltalama" adı verilen yöntemle buluşan zararlı yazılımlarla ilgili kurum içinde sürekli test yaptıklarını ifade ediyor.

Oltalama ve kriptonun havalimanı operasyonlarını aksatabilecek en büyük iki siber tehlike olduğunun altını çizen İnankul, "Siber güvenlikte yüzde 100 diye bir şey yok. Bu nedenle her satın aldığımız uygulamayı siber güvenlik testlerinden geçiriyoruz. Geçemezse almıyoruz. Bunun dışında personelimiz farkında olmadı ama 'Türk Telekom faturanız' diye bir oltalama e-postası gönderdik herkese. Kimler tıklıyor diye bir liste çıkardık. Çoğu üst düzey yönetici oldu. Şimdi onlara bireysel eğitim veriyoruz.

Devletin kurduğu Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi'ne (USOM) bağlanıyoruz. Sizinle anlık bilgi paylaşıyor, siz de onunla anlık bilgi paylaşıyorsunuz. Mesela dünyada Zero Day dediğimiz zararlı bir yazılım üretildi; 'Virüs buldum. Haberin olsun' diye onlara gönderiyorsunuz. Sadece havalimanlarına özgü. 'Virüs buldum. Haberin olsun' diye onlara gönderiyorsunuz. Bu yazılım çıktığı an bir merkez bunu fark ederse ve siz ona entegreyseniz anında size bilgi geçiyor. 'Biz X havalimanında bunu gördük, önlemini al uyarısını yapıyor" şeklinde konuşuyor.

Türkiye'nin en akıllı siber güvenlik merkezlerinden birinin havalimanına kurulduğunu ve bunun en zorlayıcı kısım olduğunu belirten inankul, son kullanıcıların makinelerinin havalimanındaki hassas ve önemli bilgileri dışarıya aktarmaması için iki siber güvenlik merkezinde 7/24 çalışan sekiz kişinin olduğunu, 10 kişiyi de yetiştirdiklerini ifade ederek, "Ülkemizde bu alanda uzman çok az kişi var. O yüzden biz de yetiştirmek üzere işe aldık" diyor.

Ne diyorlar?

Behçet Yumruçallı / NetApp Türkiye Genel Müdürü
"Ülkemiz için büyük kazanım"

Üçüncü havalimanının fiziksel güvenlik veri depolama altyapısı projesini gerçekleştirdik. Fiziksel güvenlik veri depolama altyapı tasarımını gerçekleştirmek uzun ve yoğun bir süreçti.

Performans kapasite entegrasyon ve bunların yanında birçok konunun tartışıldığı onlarca toplantı yapıldı. Projenin büyüklüğünü ve önemini düşündüğümüzde havaalanı endüstrisinde proje tasarımı ve yönetimi ve bunun gibi konularda ciddi bir deneyim kazandık. Bu tip bir projenin ülkemizde gerçekleşmesinin çok önemli bir kazanım olduğunu düşünüyoruz. Bu deneyim gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında çok başarılı projeler yapılmasının önünü açacak.

Home to gate uçuşunuzu çok kolaylaştıracak

Tanıtımlı bu ay yapılacak olan Home to Gate Uygulaması, yolcunun evden çıktığı andan itibaren uçağa binene kadar hayatını kolaylaştıracak bir uygulama. Bu uygulamayla evinden çıktığınız anda uçak kapısına kadarki zamanınızı düzenleyebiliyorsunuz.

Havaist, özel araç veya taksi opsiyonlarını seçtiğinizde, uygulamanın öğrenen algoritmaları İBB'ye bağlanarak trafik optimizasyonu yapabilir, böylece uçuşa ne kadar zamanınız kaldığını öğrenerek ulaşımınızı hızlandırabilirsiniz.

Havalimanına ayak bastığınız anda sosyal medya platformlarında hikayenizi paylaşabilir, ikinci güvenlik kapılarından hangilerinin daha az yoğun olduğunu görebilir, haritaya bakarak havalimanında restoran-mağaza nerede, uçuş kapınıza nasıl gideceksiniz öğrenebilirsiniz.

Bu uygulama QR kodu satın alarak golf tipi elektrikli araç temin etmenizi, bavulunuzu takip etmenizi, hızlı geçiş yapmanızı, lounge hizmetlerinden yararlanmanızı ve havalimanında alışveriş yapmanızı da sağlıyor. Uygulamada yabancı turistler için İstanbul'u tanıtan bilgiler de bulunuyor.

Havalimanında hangi teknolojiler var?

Dünyanın ilk sanal kulesi

Bilişim merkezi bölümünde olan bu "sanal kule", 8 tanesi yüz megapiksellik olmak üzere 17 adet süper mega kamera sayesinde uçuş platformu ve pistlerin görüntülerini kör (curve) bir ekrana yansıtıyor. Kameralar, piste iner inmez uçağın kayıt numaralarını ve ilgili diğer tüm bilgileri bu ekrana yansıtıyor. 7/24 çalışacak bu sanal kule, Atatürk Havalimanı'ndaki telsiz ve dürbünlü dönemi sona erdiriyor.

Yüz Tanıma ve Biyometrik Geçiş

Türkiye'de ilk kez bir havalimanında uygulanacak yüz tanıma teknolojisinin yanısıra biyometrik geçiş sayesinde "dijital geçiş" yapılacak. Yolcu, yurtdışına çıkış pulu satın aldıktan sonra bavulunu bir noktaya kendisi teslim edip, bagaj etiketini yapıştıracak ve takibini mobil uygulamadan yapabilecek.

Güvenlikten geçtikten sonra parmak izini okutacak ve kameralar, çipli pasaporttaki parmak izi ve fotoğrafla eşleştirme yapacak. Yüz tanıma teknolojisinde Cognitech'in Kiwi isimli başarı oranı yüzde 97 olan, ikiz kardeşleri bile ayırt edebilen bir sistem kullanılmış. Bu ay sonunda gerekli izinler tamamlandıktan sonra çipli pasaportu olan 30 milyon TC vatandaşı bu hizmetten yararlanabilecek.

Sanal Asistan

Havalimanının girişindeki sanal asistan sayesinde yolcu, tek tuşla bir havalimanı yetkilisine canlı bağlanacak. Sanal asistan, yolcunun biletini okutmasının ardından uçuşla ilgili bilgiler verecek.

Kamera

Yeni Havalimanında üç tip toplam 10 bin 500 kamera bulunuyor. İstanbul'un 20 bin kadar Mobese kamerası bulunduğu düşünüldüğünde bu oldukça yüksek bir rakam. Havalimanının çeşitli yerlerine gizlenen 450 güvenlik kamerası, emniyetin veri tabanında kayıtlı 5 bin kişiyi makine öğrenmesi sayesinde tanıyarak uyarı veriyor. İnsan davranışı analizi yapan güvenlik kameraları, birkaç dakikadan fazla sahipsiz duran bavul ve çantalara da müdahale edilmesini sağlıyor.

Girişteki uzun sütunların üzerinde bulunan yoğunluk analizi kameralarıysa 100 metrekaredeki insan sayısına göre ısı yoğunluğu bildirerek bu bilgiyi Home To Gate'e (IGA mobil) aktarıp, insanların yoğunluğu daha az olan kapılara yönlenmesini sağlıyor. Yüz tanıma kameraları ise pasaport geçişi aşamasında çipli pasaporttaki fotoğrafla kişinin aynı kişi olduğunu teyit ediyor.

Robot

İGA, havalimanında yardım ve güvenlik amaçlı iki tip robot kullanacak. Şimdilik 5 tane olacak robotların yardım amaçlı olanları, Akınsoft tarafından özel olarak tasarlandı. Pepper gibi kolları, elleri olan bu robotlar yolcuyu uçuş bilgileriyle ilgili sözlü olarak yönlendirecek. İGA'nın güvenlik robotlarıyla daha geride görev yapacaklar. Robot sayısı ve çeşitlerinin zaman içinde artırılması planlanıyor.

Plaka Okuma

Nack'in Divit isimli yüzde 96 başarı oranıyla okuyabildiği plaka okuma teknolojisi sayesinde, sakıncalı araçlar havalimanı otoparkına girmeden tespit edilebiliyor.

Yapay Zeka

Bu teknoloji pistlerin ne zaman aşınacağını öğrenmek için kullanılacak. GPS'ten alınan fotoğraflarla pistin ne zaman bakıma ihtiyaç duyduğu tespit edilecek. Yapay zeka ayrıca sunucu, depo gibi kritik odaların ısılarının ayarlanması için kullanılacak. Algoritmalar odaların hangi ısıda olması gerektiğini öğrenerek, ısıyı sürekli olarak doğru ayarda tutacak.

İGA bünyesinde 235 beyaz ve mavi yakalı kişilerin yanısıra yerli ve uluslararası tedarikçi şirketlerin çalışanlarıyla birlikte toplam 942 kişi İstanbul Yeni Havalimanı'nın bilişim sistemleri için çalışıyor. İGA'nın ekibi 10 yakın yazılım geliştirdi. Havalimanında yaklaşık 4 bin 500 km bakır, bin 800 km de fiber kablolama yapıldı.

Uğur Candan / SAP Türkiye Genel Müdürü
"Çok büyük miktarda veri işlenecek"

Dünyanın tek çatı altındaki en büyük terminal binasına sahip olan İstanbul Havalimanı’nın her saniyede ne kadar büyük hacimli veri üretileceğini ve bu verinin ne kadar farklı kaynağa, ne kadar hızlı bir şekilde akacağını düşünelim. Tüm sistemlerden gelen canlı verinin, SAP'nin yeni nesil ERP çözümü SAP S/4HANA'da buluşacağı bir yapı kurgulandı.

Bu proje ile havaalanında 7/24 devam eden operasyonlar, finans, lojistik, bütçeleme gibi aklımıza gelebilecek tüm süreçler canlı analitiklerle takip edilebiliyor ve uçtan uca yönetilebiliyor. İstanbul Havalimanı gibi devasa hacimli bir operasyonda, canlı gözlem ve raporlamalarda artacak milisaniyelik bir hız ya da anlamlanacak bir veri bile operasyonel mükemmeliyet açısından oldukça büyük bir etki oluşturacaktır.

Mehmet Doğanyiğit / Proline İcra Kurulu Başkanı
"Entegre bir güvenlik sistemi kuruldu"

Proline, İstanbul Havalimanı'nda çevresel sistem güvenliği, video sistem güvenliği ve erişim kontrol sistem güvenliği çözümleri kullanarak entegre bir güvenlik sistemi kurdu. Türkiye'de ve böylesine büyük çaplı bir alanda ilk defa kullanılan teknolojiler, cihazlar, ürünler, çözümler ve yazılımlar entegre edilerek bütünsel bir güvenlik sağlandı.

Giriş ve çıkışların biyometrik olarak kontrol altına alındığı yapıda yüz tanıma ve damar izi teknolojileri kullanılıyor. Proje kapsamında pist, apron, terminal ve otoparklar için yüksek teknolojili çözümler ile güvenli bir altyapı oluşturuldu.

Aktiviteler komuta kontrol merkezleri üzerinden izlenip, erken uyarı sistemleri ile operasyon merkezlerinin daha hızlı karar vermesi sağlanıyor. Ayrıca, dünyanın yeni havacılık merkezi olması beklenen İstanbul Havalimanı'nın içinde hayata geçirilen otomatik geçiş kontrol sistemlerinde kullanılan üçüncü nesil pasaportlar ve biyometrik kişi tanımlaması sayesinde yolcular mevcut yapıdan çok daha hızlı kontrolden geçiyor.

Elektrikli araçlar

Galatasaray Üniversitesi, ASELSAN, İGA ve İETT ortak bir insansız elektrikli "golf aracı" ve "İETT aracı" üretimi için protokol imzalayacak. Terminal içeresinde yolculara golf aracı (buggy) hizmet verecek. Bu hizmet Home to Gate (İGA Mobil] uygulamasıyla satın alınabiliyor. Diğer araç ise terminal dışında hizmet verecek 12 kişilik minibüsten oluşuyor. Araçların yazılım geliştirmeleri İGA ve Galatasaray Üniversitesi ile beraber sağlanırken, elektrikli motor ve direksiyon sistemleri ise ASELSAN tarafından geliştirilecek. Araçların ilk prototipinin 6 ay içerinde havalimanında çalışması bekleniyor.

Şule Güner-Para

Benzer İçerikler

Yorum Yap

Yorumlar 0

Ajanda

Tümünü Gör

Çok Okunan Haberler