Faiz lobisine inşaat ve konut sektörü can veriyor

Faizlerin düşürüldüğü 2019’un ikinci yarısında konut fiyatları dipten döndü. Borç ekonomisi balonunu ‘düşük faiz lobisi’ şişiriyor.

‘Faiz lobisi’ söyleminin siyasi literatüre girmesinin ardından yaklaşık 7 yıl geçti. Bu süreçte Merkez Bankası Başkanları’yla önce başbakan sonra da cumhurbaşkanı sıfatıyla gerginlik yaşayan Erdoğan, 2019 Temmuz’da bir adım ileri attı. Faizleri düşürmemekte direnen Murat Çetinkaya “bağımsız” denilen Merkez Bankası’nın başından alındı ve yerine Murat Uysal atandı. Temmuz’da yüzde 24 olan politika faizi, yıl sonuna kadar yapılan 4 toplantıda yüzde 12’ye kadar düşürüldü. (Ocak toplantısıyla beraber politika faizi 11,25’e indirildi)

Fakat düşük faiz, propagandası yapıldığı gibi servet sahiplerinin aleyhine ve geniş halk kesimlerinin lehine sonuçlar mı doğuruyor? Sosyal politikalar alanında devletin düzenleyici tüm rolleri rafa kaldırılıp, sosyal politika sosyal yardıma indirgenince faizi düşürmenin halk kesimleri üzerinde ne etkisi oluyor?
Düşük faiz lobisinin amacı ne? Bu sorulara mercek tuttuk.

Müteahhitlerin cebine günde 125 milyon TL

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ise ocak ayına ilişkin Konut Satış İstatistikleri’ni yayımladı. Buna göre Türkiye genelinde 2020 Ocak ayında ipotekli (kredili) konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 546 oranında artış göstererek 42 bin 237 oldu. Bu olağanüstü artış düşen konut kredisi faiziyle yurttaşların kredi talebindeki artıştan kaynaklandı. Başka bir hesapla satışlar 6,5 katına çıkmış durumda.

 

Resmi verilere göre kira derdinden bir biçimiyle kurtulmak isteyen yurttaşlar bankalara akın etmiş görünüyor. Keza Merkez Bankası’nın verilerine göre 16 Ağustos haftasında halkın 167 milyar TL olan konut kredisi borcu 7 Şubat 2020’ye gelindiğinde 189,6 milyar TL’ye tırmandı. Daha basit ifadeyle bu süre içinde önce bankalardan ev almak isteyen yurttaşlara, oradan da müteahhitlere her gün ortalama yaklaşık 125 milyon lira para transfer edildi. Bu transfer ise inşaat sektörünü ipten almış gibi görünüyor. Zira sektörün düşük faiz koşullarında borçluluğu sert şekilde artmıştı. Sektörün 5 yılda bir bankalara olan borçluluğu neredeyse iki katına çıktı, borçla büyüyen sektör için küçük bir durgunluk bile ölümcül olmaya başladı.

Konut sahipliği sadece el değiştiriyor

Ancak konut piyasasına olan bu talep aynı oranda konut stoğunu eritmiyor. Zira TÜİK verilerine göre ocak ayında İstanbul’da satılan konutların yüzde 68,9’u ikinci el konutlardan oluşuyor. Yani konut sahibi olan kişi sayısı artmıyor, daha önce konut sahibi olan kişi gayrimenkulü bir başkasına devrediyor. Konut kredileri geniş halk kesimlerinin ev sahibi olmasını da sağlamıyor. TÜİK verilerine göre 2002’de kendi evinde oturanların oranı yüzde 73 iken 2018’e gelindiğinde bu oran artmak bir yana yüzde 56,2’ye düştü. Bu gelişmede önce yoksullaştırılıp sonra da köyden kente göçe zorlanan milyonlar etkili oldu. Kirada oturanların oranı ise bu süre içinde yüzde 18,7’den yüzde 28,5’e yükseldi. Artan nüfusa ve inşa edilen milyonlarca konuta karşılık bu konutlar giderek gayrimenkul sahibi olan bir grup zenginin elinde toplanmaya başladı. Peki faizlerin düşmesiyle bu grubun çıkarları arasında nasıl bir ilişki bulunuyor?

10 yıldır ilk kez konut fiyatları gerilemişti

Merkez Bankası’nın (TCMB) yayımladığı konut fiyat endeksi (KFE) verilerine göre faizlerin yüksek seyrettiği ocak-temmuz döneminde özellikle İstanbul’da konut fiyatları artmak bir yana düşmeye başlamıştı. 2018 Kasım ayında İstanbul’da 103,1 puan olan KFE, yüzde 24’e dayanan faizlerle beraber azalan konut talebi yüzünden aylar içinde enflasyona rağmen düştü. 2019’un Temmuz ayına gelindiğinde İstanbul KFE 99,9 puana kadar geriledi. Bu durum ölçümün yapılmaya başladığı 2010’dan beri görülmemiş bir gelişmeydi. İstanbul’da 10 yıldır ilk kez konut fiyatları gerilemişti. Temmuz ayında başlayan faiz düşürme süreciyle konut fiyatları da artmaya başladı. Kasım ayına gelene dek konut fiyatları sadece 5 ay içinde yüzde 4,5 artarak 104,5’e yükseldi. TCMB verilerine dayanarak İstanbul’daki 1 milyon liralık bir evin 12 ay içindeki fiyat dalgalanması ve konut kredi faizleri tablodaki gibi.

Faiz düşünce konut fiyatları dipten döndü

Uzun yıllar boyunca düşük faizin nimetlerinden istifade eden ekonomi yönetimi, piyasanın “yarın yokmuş gibi” borçlanmasına göz yumdu. Bu esnada tasarruf sahipleri paralarını faiz yerine konuta yatırınca ev fiyatları yıllardır yükseliyor, konut zengini bir azınlık oluşuyordu. 2019’da faizler yükselince trend terse döndü. Ta ki konut kredi faizleri sert şekilde düşürülene dek… 1 milyon liralık konut 5 ayda 46 bin lira değerlendi.

*TCMB konut fiyat endeksi verilerinden faydalanarak hesaplanmıştır.
**İlgili ayın ilk haftasının ortalama faiz oranını göstermektedir.

Borç ekonomisinde durmak iflas demek

Borç ekonomisinin sürdürülebilmesi için yeni borç imkanlarının devam etmesi, faizlerin düşük tutulması ve mal ve hizmet satışının devamı şart. İnşaat özelinde ise daha fazla beton artık bir tercih değil bir zorunluluk. Çünkü bu borçluluk karşısında durmanın anlamı iflas.

*İlgili yılın aralık ayına ilişkin BDDK verileridir.

AKP ekonomisinin yaşama şansı borçluluğun devamına bağlı. Ancak yüksek borçluluğun en çok korktuğu şey borçlanma maliyeti olan faizlerin yükselmesi. Üstelik faizler düşünce sanılanın aksine bankaların karı azalmıyor. Çünkü düşük faiz ortamında kredi talebi artıyor.

Ozan Gündoğdu-Birgün

Benzer İçerikler

Yorum Yap

Yorumlar 0

Ajanda

Tümünü Gör

Çok Okunan Haberler